YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2931
KARAR NO : 2018/2916
KARAR TARİHİ : 02.04.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Farklı takvim yıllarına ait defter ve belgelerin ibrazının, 17.04.2008 ve 18.08.2009 tarihli farklı isteme yazıları ile talep edilmesi nedeniyle, sanığın eylemlerinin ayrı suçlara vücut verdiği gözetilmeden, hangi eyleme ilişkin olduğu da belirtilmeksizin yazılı şekilde tek hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/466 Esas-2007/27 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde yazılı dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun‘un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun ve hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesinin gerekli olması,
3-Her iki eylem yönünden, “03.05.2008“ ve “03.09.2009“ olan suç tarihlerinin, gerekçeli karar başlığında, “03.09.2009“ olarak eksik yazılması,
4-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 02.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.