Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/4487 E. 2016/7483 K. 09.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4487
KARAR NO : 2016/7483
KARAR TARİHİ : 09.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

I- Sanık hakkında 2005-2006-2007-2008-2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
2005-2006-2007 takvim yıllarına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden, uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin; 2008-2009 takvim yıllarına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden ise 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, alt soyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II- Sanık hakkında 2005-2006-2007-2008-2009 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde ise;
Dosya arasında asılları bulunan 2005 yılı 1., 3., 12. aylara ait toplam 5 adet faturanın, 2006 yılı 1., 4., 5., 7., 10., 12. aylara ait toplam 6 adet faturanın, 2007 yılı 1., 4., 10. aylara ait toplam 3 adet faturanın, 2008 yılı 6., 7., 9., 11. aylara ait toplam 4 adet faturanın, 2009 yılı 1. ayına ait farklı tarihli toplam 3 adet faturanın suçun sübutu halinde zincirleme şekilde sahte fatura kullanma suçunu oluşturacağından tebliğnamedeki buna ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1) Sanığın…, …, …, …, … isimli firmalarca düzenlenmiş ve sahte olduğu iddia edilen faturaları kullandığından bahisle açılan kamu davasında;…, …, …, … isimli firmalara ilişkin düzenlenmiş vergi tekniği raporlarının onaylı örneklerinin dosya arasına alındığı ancak…, … isimli firmalara ilişkin vergi raporlarına, karşıt inceleme tutanaklarına dosya arasında rastlanmadığı, yine sahte fatura düzenlediği iddia edilen altı firma ile ilgili dava açılıp açılmadığının araştırılmadığı anlaşılmakla, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından faturaları düzenleyen firmalar hakkındaki vergi raporlarının, karşıt inceleme tutanaklarının aslı veya onaylı örnekleri getirtilerek, bu firmalar ve şahıslar hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan dava açılıp açılmadığı, açılmışsa akibeti araştırılıp dava dosyaları celp edilip özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi, bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım satım karşılığı olup olmadığının, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile, faturaları düzenleyen mükelleflerin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı da dikkate alınarak gerektiğinde faturaları düzenleyen kişi ve şirketler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılarak tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı,
2) Kabule göre de; 2005-2006-2007 takvim yıllarına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden, uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin; 2008-2009 takvim yıllarına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden ise 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, alt soyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.