YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/542
KARAR NO : 2016/2387
KARAR TARİHİ : 16.03.2016
MAHKEMESİ Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Şartları oluşmadığı halde sanık hakkında TCK’nun 211. maddesinin uygulanması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanması gereken TCK’nun 53. maddesinin infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak
Dairemizin ……… Esas ve …………… Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen yerel mahkemenin ……………..tarihli hükmünün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun anılan Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasına, 5237 sayılı TCK’nun 62. maddesinin uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere “CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek sonuç itibariyle 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/03/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Resmi belgede sahtecilik suçundan farklı olarak özel belgede sahtecilik suçunun maddi unsurunu iki ayrı hareket oluşturmaktadır. Bunlardan birincisi, özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir özel belgenin değiştirilmesi, ikincisi ise, bu belgenin fail veya bu özelliğini bilerek üçüncü bir kişi tarafından kullanılmasıdır.
Kullanmadan amaç, bu sahte belgenin işlevine uygun ve varlık nedeni doğrultusunda herhangi bir hukuki ilişkide kanıt değerinden yararlanmak amacıyla dikkate alınmasını sağlamaktır. Başka bir anlamla da belge sahte olmasaydı hangi amaca hizmet edecek idi ise, o amacın elde edilmesine yönelik bir faaliyetle bulunulmalıdır. (1) Bu durumda suçun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi yeterli olmayıp, ayrıca bu belgenin kullanılması da gerektiğine göre suç, sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılmasıyla tamamlanacaktır.
Sahte belge düzenleme, suçun yasal tanımında yer alan kullanma öncesi (ona tekaddüm eden) eylemi oluşturmaktadır. Ancak sadece düzenlemenin söz konusu olduğu hallerde özel belgede sahteciliğe teşebbüsten dolayı sorumluluğun doğması yeterli olmayacaktır. Çünkü kullanma olmaksızın yalnızca sahte özel belgenin düzenlenmesi veya değiştirilmesi, hazırlık hareketidir. Bu bakımdan bu aşamada suça teşebbüs olmaz. (2) Teşebbüsün söz konusu olması için kullanmaya yönelik bir hareketin icrasına başlanmalı başka bir anlatımla, kullanmaya ilişkin bir girişim olmalıdır. (3)
Tekrar etmek gerekirse, birden çok hareketli suçlarda suç tipinde öngörülen son hareket gerçekleştirilmediği sürece fail teşebbüs aşamasına girmiş sayılamaz. Çünkü sahte özel belgeyi kullanma suça vücut veren öge niteliğindedir. Bu nedenle teşebbüsten dolayı cezalandırma için fail, kullanma yolunda ve bu fiil kapsamına girebilecek nitelikte harekete başlamalıdır. Ancak bu halde teşebbüs düşünülmelidir.
Belgede sahtecilik suçlarında icra başlangıcını belirlemek çoğu kez olanaklı bulunmadığından failin sahte olarak düzenlediği belgeyi posta ile göndermesi örneğinde olduğu gibi suça teşebbüs, sınırlı olarak gündeme gelecektir. (4)
Bu açıklamaların ışığı altında somut olaya gelirsek; sanığın vekili olan müşteki avukat tarafından düzenlendiği izlenimini veren ve özel evraktan sayılan sahte ihbarnameyi düzenleyip, müştekinin imzasını da taklit ederek muhataba posta ile gönderdiği, ancak iade ile dönen ihbarnamenin müştekinin eline geçmesinden ibaret olayda, eylemin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle sanık hakkında TCK’nun 35. maddesinin uygulanmaması nedeni ile hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan hükmün düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
KARŞI OY
Dairemizin …….. tarih,……. Es, …. Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Bilindiği üzere özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için kullanılması zorunlu görülmüştür. Sahte belgenin üretilmesi hazırlık hareketi niteliğindedir. çünkü, sahte özel belgeyi kullanma, suçun kurucu unsurudur. Suç, kullanma anında tamamlandığından ani bir suçtur. Kullanmanın bir süre devam etmesi, onun mütemadi suç olmasını gerektirmez. Kural olarak, teşebbüsün gerçekleşmesi güç ise de, kullanma davranışının bölünebilmesi durumunda teşebbüs mümkün olabilecektir.
Somut olayda sanık vekilince düzenlendiği izlenimi verilen sahte ihtarnameyi düzenleyip müştekinin de imzasını taklit ederek muhatabına göndermiş tebliğ edilememesi üzerine müşteki Avukat …’e iade edilmesiyle olayın ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
Muhatabına ulaşmayan sahte özel belgenin kullanıldığından bahsedilemez. Düzenleme ve postaya verme işlemleri niteliği itibariyle hazırlık hareketidir. Yani neticeyi meydana getirmeye yönelik doğrudan elverişli icrai hareket niteliğinde değildir.
İade üzerine müşteki avukatın bilgi sahibi olması (muhataba karşı) kullanıldığı anlamına gelmez. Bu sebeple unsurları oluşmayan özel belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.