YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5525
KARAR NO : 2016/6559
KARAR TARİHİ : 28.09.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık …’in duruşma sırasında beyan ettiği adresine gönderilen gerekçeli kararın tebliğ edilemeden iade gelmesi üzerine, mernis adresi de bulunmadığından, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin, aynı adrese daha önce usulüne uygun tebligat yapılmadığından usulsüz olması nedeniyle sanığın öğrenme üzerine 16.09.2013 tarihli temyizinin süresinde olduğunun kabulü ile her iki sanık yönünden yapılan incelemede;
I-…Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 483… vergi kimlik numaralı mükellefi olan … Tic. Ltd. Şti.’nin “konut amaçlı her türlü bina inşaatı işiyle” iştigal etmek üzere 20.01.1994 tarihinde faaliyete başladığı, şirketin kuruluşunda şirket ortakları olan…ve…’ın…4. Noterliğinin 02.02.2010 tarihli ve 036…yevmiye nolu şirket hisse devir sözleşmesi ile şirket hisselerinin tamamını (20.08.2008 ve 12.01.2010 tarihli vekaletnamelere istinaden …aracılığıyla) sanıklara devrettikleri, 18.02.2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanı ile sanıklardan …’in şirketi münferiden temsile yetkili kılındığı, birlikte hareket eden sanıkların 2010 hesap döneminde herhangi bir mal ve hizmet karşılığı olmadan komisyon geliri elde etmek amacıyla sahte belge düzenledikleri iddia ve kabul olunmuş ise de, sanıkların “…isimli şahsın yanında işe girdikleri, bu kişinin kendilerinden sigorta yaptırma gibi çeşitli sebeplerle belgeler istediği, duydukları güven sebebiyle bir takım belgeler verdikleri ancak şirketin ticari faaliyetiyle herhangi bir alakaları bulunmadığı” şeklindeki savunmaları ile ayrıca anılan suçun oluşabilmesi için sahte faturaların 213 sayılı VUK’nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği, aksi takdirde ilgili kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı ve sanıkların düzenledikleri iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanıkların suç kastıyla hareket edip etmediklerinin ve gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, öncelikle vergi tekniği raporunda “Ba bildiriminde bulunarak 2010 yılında düzenlenen faturaları aldığı belirtilen şirketlerden” fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulduktan sonra, yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin incelenmesi, sanıkların beyanlarında geçen ve…4. Noterliğinin 02.02.2010 tarihli ve 036… yevmiye nolu şirket hisse devir sözleşmesinde bilgileri bulunan …isimli şahsın sanıkların savunmaları karşısında ayrıntılı beyanına başvurulması, gerektiğinde şirketi devir yapan…ve…’ın da tanık sıfatıyla dinlenmeleri, sanıklar tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, şirkete ait bir belge düzenleyip düzenlemedikleri, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadıklarının araştırılması, sanıkların ve …’nın yazı ve imza örnekleri alınarak düzenlenen sahte faturalardaki yazı ve imzaların aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, düzenlenen sahte faturaları kullanan şirket yetkilileri dinlenerek sahte faturaları kimden hangi ticari ilişkiye dayanarak ve sanıklardan veya …’dan alıp almadıklarının gerektiğinde yüzleştirme de yapılarak sorulması sonrasında toplanan tüm delillere göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi yerine eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemiş olması, yasaya aykırı,
III- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, alt soyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 28.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.