YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5692
KARAR NO : 2018/9640
KARAR TARİHİ : 29.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin temyiz talebinin incelenmesi:
Sanığın, 2008 yılında yurt dışına çıktığını, 2009 yılında Türkiye’de bulunmadığını, şirkete ait defter ve belgelerin şirket bürosundan çalındığını, emniyete şikayetçi olunduğunu, sahte fatura düzenlenmesi konusunda bilgisinin bulunmadığını, faturalarının başka kişilerce kullanıldığını düşündüğünü savunması; sanık müdafinin de temyiz dilekçesinde şirket adına sahte fatura bastırarak kullanan … hakkında Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesi’ne 2012/603 Esas sayılı dava açıldığını belirtmesi nedeniyle, suçların unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
1-Sanığın, 2008 ve 2009 yıllarında yurt dışına çıkış ve giriş tarihlerinin araştırılarak saptanması,
2- … hakkında açılan ve yargılaması devam eden, Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/603 esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenmesi, her iki dava konusunun aynı faturalar olması halinde, derdest ise bu dava ile birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyasının bu dosya içine konması,
3-Sahte düzenlendiği iddia edilen fatura asılları getirtilip sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını, …’e ait olabileceğini söylemesi halinde; …’ün hakkındaki davanın bu dava ile birleştirilmesi halinde sanık sıfatı ile aksi halde CMK’nın 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılıp tanık sıfatıyla dinlenmesi; faturalar gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması,
a) … de faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını söylediği takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa veya …’e ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b) Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ve …’e ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
aa) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
bb) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığını araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
cc) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
c) Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için;
aa) Faturayı düzenleyen şirkete ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin olup olmadığının araştırılması,
bb) Daha sonra, faturaları düzenleyen şirket ile kullanan şirket ve kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 29.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.