Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/7903 E. 2016/4981 K. 30.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7903
KARAR NO : 2016/4981
KARAR TARİHİ : 30.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık
HÜKÜM : Dolandırıcılık suçundan mahkumiyet
Resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

I) Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/12. maddesi uyarınca temyizinin mümkün olmayıp, itiraza tabi olduğu anlaşılmakla, sanığın vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264/2. maddesi uyarınca başvurunun, itiraz dilekçesi olarak kabulü ile gereğinin mahallinde takdir ve ifasına,
II) Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
1- Sanık ve şikayetçinin telefon aracılığı ile tanışmaları ve sanığın kendisini … ismi ile tanıtması, şikayetçinin sanığı görmek için ….’dan ….’nın …. ilçesine gitmesi, sanığın yanında dayısı olduğunu söylediği kişi ile birlikte şikayetçi ile görüşmesi ve şikayetçiden 200 TL istemesi, şikayetçinin de vermesi; evlenmek konusunda anlaşmaları, ….’dan ayrılan şikayetçinin sanığın kendisini kandırdığını anlaması karşısında; sanığın kendisini … olarak tanıtması şeklindeki soyut yalan boyutunu aşmayan eyleminin dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını oluşturmayacağından beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmesi,
2- Kabule göre; kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nun 53/4. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı dikkate alınarak suçun tüm unsurları ile oluşup oluşmadığı konusunda sonuca ulaşılmalıdır.
Malvarlığı değeri yanında, irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; 1) Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması, 2) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması, 3) Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi ya da başkası lehine haksız bir yarar sağlaması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden fazla hukuki konusu bulunan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilenip irade özgürlüğünün de ihlâl edildiği vurgulanmaktadır. (CGK Kararları: 20.10.2015, 2014/15-807, 2015/341; 15.9.2015, 2014/15-399, 2015/272; 13.10.2015, 2014/15-19, 2015/309)
Somut olayda; mağdurun evlenmek istediğini öğrenen sanık …..’ın, telefonda kendisini … sahte ismiyle tanıtıp evlenmeyi düşündüğünü belirterek mağdur ile buluştukları, sanığın ev kira borçlarından söz ederek para talep ettiği ve mağdurun da buna karşılık 200 TL parayı sanığa verdiği, bu şekilde sanığın kendisini farklı isimle tanıtarak mağduru evleneceğine inandırmak suretiyle ondan haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, tüm dosya kapsamına göre unsurları itibariyle oluşan dolandırıcılık suçundan verilen hükümlülük kararının onanması gerektiği görüşündeyim.