Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/9736 E. 2019/2363 K. 07.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9736
KARAR NO : 2019/2363
KARAR TARİHİ : 07.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık … hakkında 2008, 2009, 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin temyiz talebinin incelemesi:
A) 5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı gözetilerek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18.07.2013 tarih ve 2013/26024 Esas sayılı iddianamesi ile 213 sayılı VUK’nin 367. maddesine göre dava şartı olan mütalaa ve vergi suçu raporuna uygun olarak sanık hakkında, “2008,2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçundan kamu davası açıldığı, “2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı, birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan “sahte fatura düzenleme” ve “sahte fatura kullanma” suçlarının birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında “sahte fatura düzenleme” suçundan kamu davası açıldığı kabul edilip, iddianame dışına çıkılarak ”sahte fatura kullanma” suçundan bir hüküm kurulmak suretiyle hükmün karıştırılması,
B) Sanığın, suç konusu faturaları düzenleyen şirketin çalışanı olduğunu, şirketin mali sıkıntılar yaşaması üzerine temyiz dışı sanık …’in kredi çekebilmek için kendisini şirkete ortak yaptığını ve …’e vekalet verdiğini, şirket işlerini sanık …’in idare ettiğini, şirket müdürünün … olduğunu, sahte fatura düzenlemediğini savunması, temyiz dışı sanık …’in de sanık …’in savunmasını doğrulaması ve düzenlenen faturaların sahte olmadığını savunması nedeniyle, suçların unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
1- Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
2- Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
3- Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanık …’i tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
4- Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için;
a) Faturaları düzenleyen mükellef sanığa ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin olup olmadığının araştırılması,
b) Daha sonra, faturaları düzenleyen mükellef sanığa ait şirket ile kullanan şirket ve kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
5- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, hükmün kararı temyiz etmeyen sanık …’e sirayetine, 07.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.