YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10099
KARAR NO : 2021/5979
KARAR TARİHİ : 28.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 08/11/2018 tarihli 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamı ile sahte fatura düzenleme/kullanma suçlarında suça konu faturaların, 213 sayılı VUK‘nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- 5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 20/01/2014 tarihli 2013/135771 Soruşturma ve 2014/2800 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, “2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından kamu davası açıldığı, “sahte fatura düzenleme” ve “sahte fatura kullanma” suçlarının ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, birbirlerine dönüşemeyeceği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/10/1987 tarihli 1987/8-361-458 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık bulunduğu takdirde kısa karara itibar edileceği hususu da gözetilmeden, hükmün tefhim edildiği kısa kararda sanık hakkında “sahte fatura kullanma” suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulduğu belirtilmesine karşın, gerekçeli kararda “sahte fatura düzenleme” suçundan hüküm kurulmak suretiyle hükmün değiştirilmesi,
2- UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanık hakkında aynı mükellefiyet nezdinde “2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme“ suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 19/12/2011 tarihli 2011/121260 Soruşturma ve 2011/47449 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin olarak, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/09/2012 tarihli 2012/25 Esas ve 2012/1085 Karar sayılı ilamı ile mahkûmiyet kararları verildiği, bu dosyanın da Dairemizin 06/07/2020 tarihli 2017/8322 Esas ve 2020/4006 Karar sayılı ilamı ile onandığının anlaşılması karşısında; sanığın aynı mükellefiyet nezdinde, aynı takvim yıllarında düzenlediği faturaların her bir takvim yılı yönünden ayrı ayrı zincirleme suç içinde değerlendirilmesi gerekeceğinden, mükerrer yargılama yapılmaması ve eylemlerin zincirleme suç içinde kalıp kalmadığının değerlendirilmesi açısından, söz konusu dosyanın onaylı bir suretinin dosyaya eklenmesinden sonra, davaların mükerrer kabul edilmesi için her iki dosyadaki faturaların aynı mükellefiyet nezdinde düzenlenmiş aynı belgeler olup olmadığının belirlenmesi; her iki davanın konusunun aynı mükellefiyete ilişkin düzenlenen farklı faturalar olması durumunda ise, sanık hakkında TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak yeni bir hüküm kurulduktan sonra, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 2012/25 Esas ve 2012/1085 Karar sayılı dosyasında hükmedilen ceza miktarı dikkate alınarak ek cezaya hükmolunmasının gerekip gerekmediği tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulması,
3- Kabule göre de;
a) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin “2007/1“ olan esas numarasının, “2001/1“ şeklinde yanlış yazılması yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.