Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/10146 E. 2018/9998 K. 06.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10146
KARAR NO : 2018/9998
KARAR TARİHİ : 06.12.2018

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1-Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2010 tarih ve 2010/462 esas sayılı iddianamesi ile, müşteki ile sanığın arkadaş oldukları, sanığın asker olduğunu, kendisinin adına işyeri açmasının doğru olmadığını söyleyerek müştekinin adına işyeri açılması teklifinde bulunduğu, müştekinin de kabul ederek 2007/Eylül ayında işyerini açtığı, bu bağlamda çek hesabı açtırıldığı ve sanığın müştekinin imzasını taklit etmek suretiyle sahte çekler keşide ettiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın savunmasında, katılanın nişanlısı olduğunu, firmayı birlikte kurduklarını, tamamen katılanın rızası dahilinde işyerinin açıldığını, işyerinin faaliyeti kapsamında…Kimya şirketinden organize edeceği yurtdışı gezisi karşılığında 59.000 TL para aldığını, gezinin iptal olması nedeniyle şirketin parayı geri istediğini, bunun üzerine 3 adet çek keşide ettiğini, yine firmanın reklamı için reklam şirketine bir adet çek keşide ettiğini, katılanın icazetinin bulunduğunu, bu işlemleri birlikte yaptıklarını, sahtecilik yapmadığını, çeklerde ciranta olarak kendisinin de imzasının da bulunduğunu, işlerinin bozulması nedeniyle çekleri ödeyemediğini ifade etmesi, katılanın şikayetinde, öğrenci olduğunu, sanığın teklifi üzerine kendi adına işyeri açtığını, yine sanığın telkinleri ile çek karnesi talebinde bulunduğunu, ticari faaliyetinin sürdürülmesi ve anlaşma yapılan otellere çek verilmesi amacıyla çekleri teslim aldığını, çek hesabına sanığın da kefil olduğunu, sanığın ”bana güven, sana bir zarar gelmeyecek” diyerek çek karnesini aldığını, ancak daha sonra rızası dışında çekler keşide ederek firmayı ve kendisini borçlu duruma düşürdüğünü, sanığın Konya’dan döndükten sonra…Kimya şirketine keşide edilen çeklerin vadeleri hususunda kendisini bilgilendirdiğini, ancak adı geçen şirketin araması ile 15.04.2008 tarihli olarak keşide edildiğini öğrendiğini beyan etmesi,…Kimya şirketinin yetkilisi olan Süleyman Soylu’nun ise beyanınında, suça konu üçadet çeki borca karşılık sanığın verdiğini, daha sonra katılanın imzaların kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, ancak katılan …’nin 2008/Ekim ayında 30.000 TL nakit ve 5000 TL değerinde muhtelif vadelerde senetler getirdiğini belirtmesi karşısında, ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmektedir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından sahtecilik kastının varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede sahtecilik kastının varlığı kabul olunamaz. Bu açıklamalar ışığında, sanık tarafından katılan adına daha önce keşide edilip ödenen çeklerin olup olmadığı araştırılmak suretiyle, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın sahtecilik kastı ile hareket edip etmediği de karar yerinde tartışıldıktan sonra, hukuki durumunun belirlenmesi yerine eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.12.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.