YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10611
KARAR NO : 2019/6363
KARAR TARİHİ : 17.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Sanığın “D” sınıfı sürücü belgesi alabilmek için sahte diploma kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında, Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim Denetmenleri Başkanlığının 29.05.2013 tarihli “Suç Duyurusu” raporuna ekli Ek-2/9 sırasında bulunan diploma fotokopisi üzerinde yapılan incelemede; belge üzerinde ıslak imza olmadığı, yazıların silik olduğu, belgenin renkli fotokopi yoluyla veya yazıcı yoluyla oluşturulduğunun ilk bakışta anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığı ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacağı dikkate alınarak; suça konu belgenin (üzerinde ıslak imza ve mühür bulunan noter onaylı) aslının bulunup bulunmadığının ilgili kurumdan sorulması, bulunması hâlinde duruşmaya getirtilip incelenerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de;
a) … İl Milli Eğitim Müdürlüğünün sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçundan doğrudan zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı hâlde, davaya katılmasına ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
b) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu dışında kalan kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.