YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/11501
KARAR NO : 2021/5241
KARAR TARİHİ : 14.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/04/2014 gün, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek; açıklanan ilkeler doğrultusunda, sanık …’un diğer sanıklar … ve … aracılığıyla temin ettiği çalıntı ve sahte olarak basılmış boş çek yapraklarını sahte olarak düzenleyerek katılan ve müştekilere verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıklar hakkında benzer nitelikteki sahtecilik fiilleri nedeniyle başka kamu davalarının da açılmış olduğunun ve bu kapsamda sanık … hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/301 Esas ve sanıklar Burhan, Apdurrahim ve Servet hakkında Delice Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/47 Esas sayılı dosyalarının bulunduğunun UYAP sorgusundan anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması, sanıkların fiillerinin her biri yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; sanıklar hakkında çek sahteciliği nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davaların tespit edilmesi, dava dosyaları getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına yazılması, aynı fiiller nedeniyle açılmış dava veya verilmiş hüküm olup olmadığının belirlenmesi, farklı fiiller nedeniyle dava açılmasına rağmen aralarında zincirleme suç ilişkisinin bulunması halinde ise, mümkünse davaların birleştirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi; zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde kesinleşen hükümlerin kapsamı dışındaki suçlar nedeniyle ek ceza verilip verilmeyeceği de tartışılarak hüküm kurulması gerektiği dikkate alınmadan, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2-Belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu çekler incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve yapılan sahteliğin aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Kabule göre de;
a)Sanık … hakkında Türk Ceza Kanunu 204/1, 39/2-b, 53. maddeleri tatbiki istenerek kamu davası açıldığı halde, sanığa CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden TCK’nun 204/1, 43, 62 ve 53. maddelerinden hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar …, …’un temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.