YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/12144
KARAR NO : 2018/8925
KARAR TARİHİ : 08.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
HÜKÜM : Mahkumiyet
A-Sanık hakkında “Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya üzerinde Tasarruf” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.03.2009 gün ve 2009/2-43-2009/56 sayılı kararı ile 19.09.2006 gün ve 197/192 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; suç vasfına yönelik temyiz itirazı yoksa, hükümde açık hukuka aykırılıkların bulunması, kesin nitelikteki bir hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmayacağı ve 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca temyiz kesinlik sınırının 14.04.2011 tarihinden itibaren 3.000 TL’ye çıkartılmış olması nedeniyle, sanık hakkında “kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf” suçundan doğrudan hükmolunan 2.000 TL adli para cezasının, miktarı itibarıyla belirtilen kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
B-Sanık hakkında “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Sanığın, … adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği cihetle, dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı gibi TC kimlik numarasının el ile sonradan yazıldığı ve fotoğraf değişikliği suretiyle yapılan sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla fark edildiği anlaşılmakla, suça konu belgenin mevcut haliyle aldatma niteliğini haiz olmadığı bu nedenle yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmayacağı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 sayılı TCK’nin 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmemesi,
b-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.