YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/15907
KARAR NO : 2018/163
KARAR TARİHİ : 10.01.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanuna Muhalefet
HÜKÜM : Sanıklar …, … ve … hakkında beraat
Sanık … hakkında mahkumiyet
Katılan vekilinin, dilekçe içeriğinden, temyiz talebinin beraat eden sanıklara yönelik olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır.
1-Sanıklar …, … ve … hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen beraat hükümlerine ve sanık … hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekili ve sanık …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mükellef şirketin 2006 takvim yılına ait fatura örnekleri dairemizin 2016/5191 E. Sayılı dosyasından temin edilerek incelendiğinden tebliğnamedeki 2006 takvim yılına ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık …’ın 2006 takvim yılı içerisinde birden fazla sahte fatura düzenlemek şeklindeki eylemlerine ilişkin olarak, TCK‘nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık … hakkında toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek ” suçunun sübutu kabul, oluş, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar …, … ve … hakkında ise elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık …’ın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz itirazlarına gelince;
Sahte fatura kullanmak ve düzenlemek suçlarında suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de, faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi, sahteliği iddia edilen faturaların da dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; suça konu fatura asılları, varsa faturaları kullanan şirketler hakkında sahte fatura kullanmak suçundan açılan dava dosyalarından da sorulup kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması, incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi,
Kabule göre de;
a)Sahte fatura düzenlemek suçunu içeren 213 sayılı yasanın 359/b-1 maddesinin 5728 sayılı yasanın 276.maddesi ile 08/02/2008 tarihinde değiştirilmesinden önceki halinin 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası içermesi, yapılan değişiklik ile 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasının getirilmiş olması, ancak BA-BS formu analizine göre 2008 takvim yılında düzenlendiği belirlenen faturaların asıllarının ya da onaylı suretlerinin dosya arasında bulunmaması sebebiyle 08/02/2008 tarihinden önce mi yoksa sonra mı düzenlendiklerinin tespit edilememesi, vergi tekniği raporunda ise, bu durum ödevli lehine değerlendirilerek faturaların 2008 yılı Aralık ayında düzenlendiğinin belirtilmesi, vergisel yükümlülükler bakımından sanık lehine olacağından hareketle faturaların 2008 yılı Aralık ayında düzenlendiğine ilişkin varsayımın kabulü mümkün ise de, cezai sorumluluk bakımından faturaların 2008 yılı Aralık ayında düzenlendiği varsayımında bulunulmasının sanığın aleyhine olacağının anlaşılması karşısında; 2008 takvim yılına ait faturaların 08/02/2008 tarihinden sonra olduğu belirlenmeden sanığın aleyhine kabul ile bu tarihten sonra düzenlendiğinin kabulü ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
b)5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.