YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/17356
KARAR NO : 2019/2140
KARAR TARİHİ : 28.02.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Emlakçı olan sanığın, katılana ait daireyi kiraya vererek kiracı ile katılanın bilgisi ve rızası dışında kira sözleşmesi düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın katılan adına daireyi kiracı …’a gösterip bir yıllık kira bedeli olan 6.000.-TL’yi de katılan adına kiracıdan peşin olarak alarak, bu bedelin 4.000.-TL’lik kısmını katılanın banka hesabına yatırdığı, kira bedelinin kalan kısmının ödenmemesi nedeniyle, önce sanıkla konuşan ve çeşitli bahanelerle oyalanan katılanın, kira sözleşmesinin başlamasından yaklaşık yedi ay sonra kiracı ile doğrudan irtibata geçerek kira bedelinin kalan kısmının ödenmesini talep etmesi üzerine, kiracı tarafından emlakçı olan sanığa bir yıllık kira bedelinin peşin olarak ödendiğini öğrenerek sahte kira sözleşmesinden haberdar olması ve akabinde konu ile ilgili şikayette bulunması üzerine soruşturmaya başlanmış olması nedeniyle; katılanın sanık tarafından evin kiralanması, kira bedelinin kiracıdan tahsil edilmesi ve tahsil edilen paranın da bir kısmının banka hesabına gönderilmesi gibi işlemlere muvafakat ettiğinin anlaşılması karşısında; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında, önceden verilen rıza üzerine imza atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık ve zımni olabileceği dikkate alınarak, sanığın katılana zarar verme bilinç ve iradesiyle hareket edip etmediğine ilişkin delillerin kararda gösterilerek, sahtecilik kastının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Kabule göre de;
a) Kiracı tanık …’ın, evi kendisinin kiraladığını ancak sanığın katılan ile görüşerek kira sözleşmesini imzalattığını belirterek elektrik aboneliği için gerekli olan suça konu sahte kira sözleşmesini getirip verdiğini beyan etmesi karşısında, sanığın sahtecilik suçunu 5237 sayılı TCK’nin 211. maddesinde öngörülen “gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla” işleyip işlemediği ve bu madde gereğince cezasından indirim yapılmasının gerekip gerekmediğinin tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
b) Kısa süreli hapis cezası adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmiş olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı; sanığın temyiz talepleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.