YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1968
KARAR NO : 2018/9754
KARAR TARİHİ : 03.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Şikâyetçi …’a ait 10.06.2009 tarihli sahte keşideci imzası bulunan çekin, sanıklar tarafından ciro edilerek katılan …’na verildiği, bu şekilde sanıkların resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; şikayetçi …’un karşılıksız çek keşide etme suçundan yapılan soruşturma sırasında alınan 21.08.2009 tarihli ifadesinde; tüm çeklerinin kendisi tarafından yazıldığını, ekonomik krizden dolayı borçlarını ödeyemediğini söylemesi; Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş.’nin 12.08.2009 tarihli yazısında, suça konu çeke ilişkin herhangi bir ödemeden men talimatı bulunmadığının belirtilmesi; sanıklardan …’in 19.04.2012 tarihinde alınan ifadesinde çeki …’tan aldığını söylemesine karşın, …’un dinlenmemesi; katılan …’nın 04.04.2013 tarihli oturumda alınan ifadesinde, çek bedelinin ödenmemesi üzerine şikayetçiyi telefonla aradığını, şikayetçinin kendisinden süre istediğini, keşideciden şikayetçi olduğunu, çekin başka birine imzalatılmış olabileceğini bildirmesi ve suçun konusunu oluşturan çekin duruşmada incelenmemesi karşısında, suçun unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından;
1- Belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu göz önüne alınıp, sahte olduğu iddia edilen çekin duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, yasal unsurlarının bulunup bulunmadığının ve aldatma niteliği olup olmadığının kararda tartışılması, çekin denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulması,
2- Suça konu çekte cirosu bulunan …’un açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile sanık …’in ifadesi doğrultusunda tanık sıfatıyla dinlenerek olayla ilgili bilgi ve görgüsünün sorulması,
3- Şikayetçi …’un yeniden dinlenerek, çekin rızası dışında elinden çıkıp çıkmadığının, böyle bir durum mevcut değil ise, çekin sanıklara ya da bir başkasına verilip verilmediğinin sorulması,
4- Çekin ön yüzünde bulunan yazıların şikayetçi …’a, yazı ve imzaların ise …’a ait olup olmadığının tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi’nden bilirkişi raporu alınması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
5- Kabule göre de;
a) Sorgusu yapılırken adli sicil kaydı yüzüne karşı okunmayan sanık … hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nin 58. maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
b) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli 2013/8 ve 151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde, bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği dikkate alınarak; Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2009 tarihli 2003/1251 Esas ve 2009/48 Karar sayılı ilamının, tekerrüre esas alınan Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2006 tarihli 2005/816 Esas ve 2006/941 Karar sayılı ilamından daha ağır hükümlülük içerdiği gözetilmeden, sanık … hakkında yazılı şekilde uygulama yapılması,
c) Her iki sanık yönünden; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in ve sanık …’un eşinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK’nin 326/son ve 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddeleri gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu sanık … hakkında kurulan hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun gözetilmesine, 03.12.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.