Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/2801 E. 2019/2350 K. 06.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2801
KARAR NO : 2019/2350
KARAR TARİHİ : 06.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Suç tarihinin en aleyhe kabulle suça konu çekin bankaya ibraz tarihine göre 10.05.2012 olduğunun kabulüyle yapılan incelemede, mahkeme tarafından tekerrüre esas alınan ilamın 13.06.2012 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı ve bu nedenle suç tarihi itibariyle engel hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedilirken CMK’nin 232/6 maddesine aykırı olarak uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi,
3) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2019 tarihinde üye …’ın yargı bir başka suçtan hükümle sanığın savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin ek gerekçesiyle oy birliği ile karar verildi.
EK GEREKÇE
Dairemizin 06/03/2019 tarih, 2017/2801 Es, 2019/2350 Kr. sayılı çoğunluğun bozma gerekçesine aşağıda belirttiğim ek gerekçe ile katılmıyorum.
Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Bir başka suçtan hükümlü sanığın karar duruşmasına getirilmemesi son savunma ve son söz hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/1. maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesindeyim. 06/03/2019