YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2889
KARAR NO : 2019/2354
KARAR TARİHİ : 06.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.02.2018 tarihli 2015/11-256 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nin 206. maddesinin başlığı “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” olup, ‘bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi…” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı maddede yaptırıma bağlanan suçun oluşabilmesi için sanığın resmi belge düzenlemeye yetkili kamu görevlisine yalan beyanda bulunması ve bu beyanın yetkili kamu görevlisinin görevi sırasında resmi belge düzenlediği sırada yapılması şarttır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belge, bildirimin doğruluğunu kanıtlama gücüne sahip olmalıdır. Başka bir anlatımla, beyanın doğruluğu bu belge ile ispat edilmelidir. Kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunlu ise ve bu araştırma sonucunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenmiş ise; yalan beyan suçu oluşmayacaktır. Çünkü bu durumda kişinin yalan beyanına itibar edilemeyeceğinden, memurun araştırma zorunluluğu nedeniyle, belge ispat vasıtası olarak kullanılamamaktadır.
Somut olayda 23.08.2014 tarihinde sanığın merdivenden düştüm ve yüzüm kanadı diyerek devlet hastanesine başvurduğu, doktor tarafından adli vaka olduğu yönünde polise haber verildiği ancak sanığın tedavisinin bitiminde haber vermeden hastaneden ayrıldığı, daha sonra müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde yine merdivenden düştüğü için yaralandığını, kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiği, 26.08.2014 tarihinde bilgi sahibi olarak ifadesi alınan sanığın, 23.08.2014 tarihinde arkadaşları … ve …’in kavga ettiğini, arada kaldığı için gözüne yumruk geldiğini ve arkadaşının kendisini hastaneye götürdüğünü, hastanede adli vaka olarak kayıt girilince kendisinin olay büyümemesi için merdivenden düştüm diye ifade verdiğini beyan ettiğinin anlaşıldığı ve sanığın 3 gün sonra verdiği beyan ve kolluk görevlilerinin tespitiyle gerçek durumun ortaya çıktığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminde “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.