Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/3657 E. 2017/3932 K. 22.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3657
KARAR NO : 2017/3932
KARAR TARİHİ : 22.05.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Katılan vekilinin temyizi vekalet ücreti verilmesine yönelik olup buna hasren, sanık müdafiinin temyizinin ise esasa ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede:
1- 213 sayılı Yasanın 139/2. maddesinde incelemenin dairede yapılmasını gerektiren nedenlerden birinin varlığı önceden belirlenmeden faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuken geçerli olmayacağı cihetle, dosya arasında bulunan vergi suçu raporu ve ekindeki belgelerden defter ve belge istenmesine ilişkin yazının tebliğ edildiği 29.04.2008 tarihi itibariyle…Petrol… Ltd. Şti’nin faal olduğunun anlaşılması karşısında; hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı Yasanın 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin, iş yerinde faaliyete devam edilip edilmediğinin incelemeyi yapan vergi denetmeninden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılmasına ilişkin bir tespitin bulunması halinde tebliğ belgesindeki imza ve yazıların sanığa aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a) Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçunda, ibraz için verilen sürenin bitimini izleyen tarihin suç tarihi olduğu cihetle, sanığa 29.04.2008 tarihinde tebligat yapıldığı ve ibraz için 15 gün süre verildiğinden suç tarihinin 14.05.2008 tarihi olduğu, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/a-2. maddesindeki 1 yıldan 3 yıla kadar olan hapis cezasının alt sınırının, sonradan 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5904 sayılı Yasanın 23. maddesiyle “18 ay” olarak değiştirildiği; anılan suçun 08.02.2008 ile 03.07.2009 tarihleri arasında işlenmesi halinde ise öngörülen cezanın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olduğu gözetilmeden, suç tarihinden sonra 03.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5409 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/a-2. maddesinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmolunması,

b) Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi gereğince kendisini vekil ile temsil ettiren katılan yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.