YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5044
KARAR NO : 2017/7701
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Değişen suç vasfına göre resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-)5237 sayılı TCK’nın 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun oluşabilmesi için, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaate göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece sanığın beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Hırsızlık suçu ile ilgili yakalanan sanığın kimlik bilgileri sorulduğunda vermiş olduğu bilgilerin GBT kaydında çıkmaması üzerine gerçek kimlik bilgilerinin tespit edilmesinden ibaret somut olayda; tutanağın görevlilerce yapılan kontrol sonrasında ve gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması nedeniyle TCK’nun 206. maddesindeki suçun oluşmadığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuş olması, yasaya aykırı
2-) Kabule göre de;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/22 Esas, 2007/316 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde yazılı hırsızlık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip, hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.