Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/5136 E. 2017/8449 K. 30.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5136
KARAR NO : 2017/8449
KARAR TARİHİ : 30.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında müşteki adına…..nolu ADSL abonelik sözleşmesini ve Akbank tarafından gönderilen kredi kartına ait 17/05/2012 tarihli kredi kartı sözleşmesini imzaladığı iddia edilerek zincirleme olarak özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında;
1-Sanığın müştekinin bilgi ve rızası dışında müşteki adına ….. nolu ADSL abonelik sözleşmesini imzalaması şeklindeki eylemi yönünden; suça konu ADSL abonelik sözleşmesinin dosya içerisinde olmadığı ve mahkeme tarafından belge üzerinde inceleme yapılmadığının anlaşılması karşısında, suça konu ADSL abonelik sözleşmesinin duruşmaya getirtilip incelenmesi suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra, hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan aynı Kanunun 56. maddesinin 2. fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri ve TCK’nın 7. maddesi gereğince sanığın eyleminin yeniden değerlendirilmesi ve özel hüküm niteliğinde bulunan, lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, sanığa ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hukuki durumunun takdirinde zorunluluk bulunması,
2-Akbank tarafından gönderilen kredi kartına ait 17/05/2012 tarihli kredi kartı sözleşmesini imzalaması eylemi yönünden; 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 37/2. maddesinde yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 245/2. sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise 245/3. maddesine temas eden suçu oluşturacağı, somut olayda ise, sanığın müştekinin bilgi ve rızası dışında Akbank’a başvurup müşteki adına kredi kartı sözleşmesi imzaladığı, iddianamenin bu belgeyle sınırlı açıldığı ancak imzalanan sözleşme sonrasında kredi kartının teslim alınıp kullanıldığı dosya içerisinde bulunan dekontlardan, katılanın ve sanığın beyanlarından anlaşılmakla; sanık hakkında Banka ve Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması suçundan yürütülen bir soruşturma veya açılmış bir kamu davasının bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra kamu davasının olması durumunda kamu davalarının birleştirilmesi, aksi halde sahte üretilen kredi kartının kullanılarak menfaat temin edilmesi eylemi ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunulup dava açılması halinde davaların birleştirilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken suç niteliğinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.