Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/6245 E. 2018/9541 K. 27.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/6245
KARAR NO : 2018/9541
KARAR TARİHİ : 27.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanık hakkında imza yetkisi olmadığı halde müştekinin yetkilisi olduğu şirketin kaşesini kullanarak senet tanzim ettiği ve senetleri cirolayarak kullandığı iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın savunmalarında söz konusu imzaları müştekinin bilgi ve rızası dahilinde imzaladığını beyan etmesi, müştekinin 30.04.2013 tarihli beyanın da ise, şirketin çalışmasını birlikte yürüttüklerini, sanığın kendisine yardım ettiğini, senetleri tanzim etme yetkisi olmasa da dükkanın yararı için bu şekilde davrandığına emin olduğunu, sanık tarafından imzalandığını bilseydi icra takiplerine itiraz etmeyeceğini, şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmiş olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından, sanığın elinde bulundurduğu borçlusu “… Mimarlık Mühendislik.. Ltd. Şti.”, alacaklısı “…” olarak görünen senetlerde borçlu şirket yetkilisi ile alacaklı olarak görünen kişinin beyanlarına başvurularak söz konusu senetlerin kendilerine ait olup olmadığının sorulması ve kendileri tarafından düzenlendiği ya da kullanıldığını beyan etmeleri halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 tarih ve 80/98, 19.04.2005 tarih ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği cihetle; sanık tarafından daha önce bu şekilde imzalanıp ödenen çek veya senet olup olmadığının araştırılarak başka çek ya da senetlerin de verildiğinin tespit edilmesi halinde, bunlarla ilgili olarak yapılan yargılamalar ya da icra takiplerinde imzaya itiraz edilip edilmediği de belirlendikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a- 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle, somut olayda suça konu senetlerin farklı zamanlarda verilip verilmediği araştırılarak, farklı zamanlarda verildiğinin tespit edilmesi halinde eylemin kül halinde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, farklı tarihlerde verildiğine dair delil bulunmaması halinde ise tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge çeşitliliği dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde 4 kez resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde hükümler kurulması,
b- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.