Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/6978 E. 2018/9515 K. 27.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/6978
KARAR NO : 2018/9515
KARAR TARİHİ : 27.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1. Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında, önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği ve rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle; yetkisi bulunmadığı halde ortağı olduğu şirkete ait çekleri düzenleyip kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılan sanığın, şirketin müdürü …’ın kendisine gönderdiği vekaletname kapsamında ve müdürün bilgisi ve rızası dahilinde suça konu çekleri düzenlediğinine ilişkin savunmasını tanık sıfatıyla dinlenen …’ın doğrulaması; dosyada onaylı örneği bulunan Ankara 40. Noterliğinin 07.06.2006 tarih ve 24589 yevmiye sayılı vekaletnamesine göre, şirket adına … tarafından “gelen çekleri ciro etmesi ve imzalaması” için sanığa yetki verildiğinin anlaşılması; soruşturma aşamasında ifadesi alınan katılanın “Şikayetimize konu karşılıksız çıkan çeklerden önce aldığımız çekler ödeniyordu. Ödenen çeklerin tamamını da yine … imzalıyordu. Çekleri bizim yanımızda imzalıyordu. Bu sebeple biz şirket yetkilisi olarak …’ı biliyorduk. …’ı ben hiç tanımıyordum.” şeklinde beyanda bulunması; suça konu çekler ile ilgili İskenderun 2. İcra Dairesinin 2008/3406 sayılı takip dosyasında borca ve imzaya yönelik herhangi bir itirazın bulunmaması karşısında; şirketin müdürü …’ın bilgisi ve rızası dahilinde suça konu çekleri düzenlediği anlaşılan sanığın sahtecilik kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle yüklenen suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi,
2. Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.