Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/3999 E. 2018/8667 K. 01.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3999
KARAR NO : 2018/8667
KARAR TARİHİ : 01.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik suçunda vasıf değişikliği ile 5809 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Düşme

Katılan vekilinin 03.04.2018 havale tarihli temyiz dilekçesi içeriğinden sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin temyiz talebinin de bulunduğu anlaşılmış ise de, Dairemizin 28.11.2017 tarih, 2017/4196 Esas ve 2017/8302 Karar sayılı bozma ilamı öncesinde bu suçtan sanık hakkında beraat kararının verildiği ve kararın 01.11.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, özel belgede sahtecilik suçundan verilen karara hasren yapılan incelemede;
Hükümden önce 05/08/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay’dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’nin 305 ila 326. maddelerinin uygulanması gerektiği ve 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin bir hafta olduğu gözetilmeden temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifade kullanılmış olması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/10/2015 gün ve 2015/11-120 Esas, 2015/313 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların kanun yolunda yanılmalarına sebep olduğu gibi Anayasa Mahkemesi’nin 09/06/2016 tarihli kararına göre bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde bulunması nedeniyle, katılan vekilinin gerekçeli kararın 26.03.2018 tarihinde tebliği üzerine yaptığı 03.04.2018 tarihli temyiz isteminin belirtilen sebeplerle süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.12.2012 tarih, 2011/3-222 esas ve 2012/5, 25.09.2007 tarih ve 194-189, 27.12.2005 tarih ve 121-171 ile 16.12.1997 tarih ve 307-318 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da vurgulandığı üzere, ön ödeme sonucu verilen düşme kararları da 5271 sayılı CMK’nin 223. maddesinde sayılan hükümlerden olup, bu kararların temyiz edilebilirlik sınırı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle halen uygulanma zorunluluğu bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 305. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendine göre saptanması gerektiğinden, ön ödemeye esas alınan miktarın temyiz edilebilirlik sınırını belirleyeceği cihetle; 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca temyiz kesinlik sınırının 14.04.2011 tarihinden itibaren 3.000 TL’ye çıkartılmış olması nedeniyle, sanık hakkında 5809 sayılı yasaya muhalefet suçundan ön ödemeye esas alınan 2.143,00 TL’nin miktarı itibarıyla belirtilen kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi gereğince REDDİNE, 01.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.