YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4326
KARAR NO : 2018/9524
KARAR TARİHİ : 27.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belgeleri ibraz etmeme, sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Sanığın Defter ve belgeleri ibraz etmeme suçundan: Beraat
Sanığın 2004 takvim yılında işlediği suçtan zaman aşımı nedeniyle: Düşme
Sanığın 2005, 2006, 2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan: Mahkumiyet
Katılan vekilinin temyiz isteminin defter ve belgeleri ibraz etmeme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu kabul edilmiştir.
A) “2005 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesi:
Sanığa yüklenen “2005 takvim yılında sahte fatura düzenleme’’ suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırına göre, TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, en aleyhe kabul ile 31.12.2005 olan suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak, sanık hakkında “2005 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
B) “Defter ve belgeleri ibraz etmeme” suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin; “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesi:
I. Defter ve belgeleri ibraz etmeme suçundan açılan kamu davasında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; katılan idareden, ibrazı istenen defter ve belgelerin varlığını kanıtlayan belgelerin bulunup bulunmadığı sorularak, defter ve belgeleri isteme yazısının sanığın bilinen son adresine usulüne uygun şekilde tebliğ ediliği gözetilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
II. 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında;
1. Sanığın yetkilisi olduğu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporuna göre, 2007 takvim yılında herhangi bir beyanname verilmediği, 2006 takvim yılında en son 11. ayda KDV beyannamesi verildiği, Ba-Bs analizi sonucu 2006 yılında 50 adet, 2007 yılında 1 adet faturanın düzenlenmiş olduğu, ancak faturaların hangi tarihlerde düzenlendiğinin belirlenemediği anlaşıldığından, maddi gerçeğin, suç tarihinin ve zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; suç konusu faturaların asıllarının veya onaylı örneklerinin, faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve sanığın müdürü olduğu şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip incelenmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2. Kabule göre;
a) 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu bakımından; suç tarihinde yürürlükte olan 213 sayılı VUK’nin 359/b-1. maddesinin ve 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 276. maddesiyle 213 sayılı VUK’nın 359/b-1. maddesinde yapılan değişikliğin denetime olanak sağlayacak şekilde tartışılıp, lehe hükümlerin belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 2006 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu bakımından; aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme fiilinin zincirleme suç oluşturduğunun ve sanık hakkında TCK’nin 43. maddesi hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Her iki suç yönünden; hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz talepleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 27.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.