Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/5595 E. 2018/9486 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/5595
KARAR NO : 2018/9486
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Asıl karar; mahkumiyet
Ek karar; temyiz talebinin reddi

Yokluğunda verilen hükmün tebliğinin, sanık …’ın sorgusunda beyan ettiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılması, daha önce adli mercilerce bu adreste usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle, 21.02.2013 tarihli tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve sanığın hükmü öğrenme üzerine yasal süresi içinde temyiz ettiği kabul edilip, 13.07.2015 tarihli, 2011/145 esas ve 2012/2189 karar sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
1- Sanık hakkında 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın sahte fatura düzenlemediğini savunması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
a) Sahte fatura düzenleme suçunun maddi konusu fatura olduğundan, suça konu faturaların asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve sanığın bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle, getirtilip dosya içine konulması,
b) Faturaların sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını söylediği takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
c) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
d) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
e) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak, tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Kabule göre;
a) Aynı takvim yılına ait birden fazla fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suçun oluşacağı dikkate alınarak, sanık hakkında TCK’nin 43. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 26.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.