YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6638
KARAR NO : 2020/963
KARAR TARİHİ : 06.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 23.05.2008 tarihinden, hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 30.10.2012 tarihine kadar zamanaşımı süresinin durduğu, bu nedenle temyiz inceleme tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine: ancak;
Suça konu belge akıbeti hakkında karar verilmemiş olması,
Yasaya aykırı; sanığın temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasına, ‘Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/5 numaralı emanetine kayıtlı suça konu sahte C-2 Taşıt Kartının aslının dosyada delil olarak saklanmasına’ ibaresinin
eklenmesine, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.02.2020 tarihinde hükmün açıklanma koşullarının oluştuğuna dair ön sorun yönünden Üye …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla; diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 06/02/2020 tarih, 2018/6638 Esas, 2020/963 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
Sanığın, TCK’nin 204/1, 62 ve 53. maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanması suretiyle kurulan Silopi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25/12/2014 tarih 2014/254 Esas, 2014/803 Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 03/04/2008 tarih 2007/120 Es., 2008/68 Kr. sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Silopi 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 16/04/2013 tarih 2012/216 Esas, 2013/120 Karar sayı ile TCK’nin 86/2, 3-e, 62, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 3.000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen hükümlerin olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (hükmün açıklanma koşullarının oluştuğu yönündeki) görüşüne katılmıyorum. 06.02.2020