YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/930
KARAR NO : 2021/8173
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9/son maddesindeki Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılacağının belirtildiği, sanıkların herhangi bir sürücü kursunun kurucuları veya orada görevli olduklarında dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, ayrıca 04.03.2010 tarihli alınan ekspertiz raporunda sürücü belgelerinin tamamen sahte olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; tebliğnamede, sanıklar hakkında soruşturma izni alınması gerektiği yönündeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar … ve … müdafisi sanık …’ın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek; açıklanan ilkeler doğrultusunda, sanıkların suça konu belgelerde belirtilen 4 farklı kişiye sahte sürücü belgesi düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarında, sanık … ve … hakkında sahte sürücü belgesi düzenlemek suretiyle yapmış olduğu sahtecilik fiilleri nedeniyle başka kamu davalarının da açılmış olduğunun UYAP sorgusundan anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması, sanıkların fiillerinin her biri yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi bakımından; sanıklar hakkında sürücü belgesi sahteciliği nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davaların tespit edilmesi, dava dosyaları getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına yazılması, aynı fiiller nedeniyle açılmış dava veya verilmiş hüküm olup olmadığının belirlenmesi, farklı fiiller nedeniyle dava açılmasına rağmen aralarında zincirleme suç ilişkisinin bulunması halinde ise, mümkünse davaların birleştirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi; zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde kesinleşen hükümlerin kapsamı dışındaki suçlar nedeniyle ek ceza verilip verilmeyeceği de tartışılarak hüküm kurulması gerektiği dikkate alınmadan, eksik araştırma ve inceleme ile tüm eylemlerin zincirleme olarak resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında da yanılgıya düşülerek her bir sürücü belgesi ile ilgili ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan hükümler kurulması,
2) Belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınarak, suça konu sürücü belgeleri incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve yapılan sahteciliğin aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Nazım Altıntaş adında bir sanık olduğu kabul edilerek hakkında mahsup hükümlerinin uygulanmasına denilmek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması, yasaya aykırı,
4) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafisi ile sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 11.10.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.