Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/10890 E. 2022/1335 K. 26.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10890
KARAR NO : 2022/1335
KARAR TARİHİ : 26.01.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat

Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan şikayetçinin, 5271 sayılı CMK’nın 260/1.maddesi gereğince yasa yoluna başvurma hakkının bulunduğu kabul edilip, aynı Kanun’un 237/2. madddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında “Özel Belgede Sahtecilik” suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında “Özel Belgede Sahtecilik” suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
a)Sanık …’ın yetkilisi olduğu Yılmaz İletişim isimli iş yerinde şikayetçi adına sahte abonelik sözleşmesi ile hat çıkarıldığı, bu itibarla işletmenin yetkilisi olan sanık …’ın ve hattın aktivasyon işlemini yapan üst bayi …. Pazarlama Ltd. Şti.nin yetkilisi olan sanık …’ın özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında; 14.08.2013 tarihinde alınan 2013/15875 olay numaralı uzmanlık raporuna göre imzaların müştekiye ait olmadığının tespit edildiği, sanık …’ın aşamalardaki ikrarı ile sözleşmelerin bizzat alt bayiler olan …. İletişim Merkezleri veya ….. Satış Noktaları tarafından yapıldığı, üst bayi olan …. Dağıtım Merkezleri’nin ise müşteri ile yüz yüze gelmeyip, yalnızca sistem üzerinden onay işlemini gerçekleştirdiklerine ilişkin 15.04.2014 tarihli …. bilgi yazısı birlikte değerlendirildiğinde; alt bayi sorumlusu sanık …’ın abonelik sözleşmelerini düzenlediği, üst bayinin ise genel merkeze göndererek aktivasyon işlemini sağladığının anlaşıldığı, bu bağlamda suçtan elde edilecek menfaatin sanık …’a ait olduğu gözetilerek; suç tarihinden sonra, hükümden önce 19.02.2014 tarih 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek ve değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki suçu oluşturduğu ve sanığa ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, “özel belgede sahtecilik” suçundan beraatine hükmedilmesi yasaya aykırı,
b)Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 26.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.