YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/12007
KARAR NO : 2020/1006
KARAR TARİHİ : 06.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya gerekçeli kararda gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak:
1-Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen, her takvim yılında işlenen sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı beyanname dönemlerinde kullanılan sahte fatura eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme sahte fatura kullanma suçunu oluşturacağı, somut olayda sanık hakkında, “2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak” suçlarından kamu davası açıldığı, 2007 takvim yılına ilişkin eyleminin faturaların farkı beyanname dönemlerinde kullanılması nedeniyle zincirleme sahte fatura kullanma suçunu, 2008 takvim yılına ilişkin eyleminin ise, faturaların aynı beyanname döneminde kullanılması nedeniyle tek bir sahte fatura kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hangi takvim yılına ilişkin olduğu da belirtilmeksizin tek hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında 213 sayılı VUK’nin 359/b-1. maddesi uyarınca alt sınırdan belirlenen temel cezanın TCK’nin 43. maddesi uyarınca ¼ oranında artırılıp, TCK’nin 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis yerine, 2 yıl 13 ay 15 gün olarak eksik belirlenmesi,
3-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması,
4-1136 sayılı Kanun’un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, sanık hakkında mahkumiyet hükmü verildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığıyla uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.