Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/221 E. 2021/8936 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/221
KARAR NO : 2021/8936
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet

Adli sicil kaydına göre mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.04.2014 tarihli 2013/9-542 Esas ve 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nin 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte, suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp, sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık …’ın boşanmış olduğu eşi … adına kayıtlı … plakalı araç ile kaza yapması nedeniyle ifadesinde aracı oğlu …’ın kullandığı yönünde beyanda bulunduğu, sanığın savunmasında geçen bu beyan dışında dosya kapsamı itibariyle düzenlenmiş herhangi bir resmi belgenin bulunmadığı, bu hali ile sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı,
2)Kabule göre de;
a)Sanığa isnat edilen, üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasını cezasını gerektiren “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.