YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2628
KARAR NO : 2019/5395
KARAR TARİHİ : 19.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanıklar müdafinin temyiz talebinin 01/07/2015 tarihli mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
1-Sanıklar hakkında 2006 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen “2006 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçunun yasada gerektirdiği cezasının üst sınırına göre tabi olduğu 5237 sayılı Kanun‘un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihi olan en aleyhe kabulle 31.12.2006 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar hakkında 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafinin temyiz itirazlarına gelince;
Sanık … savunmalarında kendisi ve eşi olan diğer sanık …’ün resmiyette şirket ortağı olduklarını ancak şirket faaliyetlerini fiilen ablası olan sanık …’un yütüttüğünü beyan ettiği, sanık …’nin ise kurucu ortak olan eşi …’un hastalığı nedeniyle şirket hisselerinin kardeşi ve eşine devredildiğini ,kardeşi …’in müdür olarak seçildiğini, eşinin vefatından sonra şirketi tasfiye etmek isteselerde muhasebecileri olan …’in borçlar nedeniyle tasfiyenin hemen yapılamayacağını söylediğini ve bundan sonra şirketi muhasebeci …’in idare ettiğini, kendisinin sahte fatura düzenleme ile ilgisinin bulunmadığını savunduğu anlaşılmakla, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı müdafiler tarafından savunulması gerektiği gözetilmeden, aynı avukatın her üç sanık müdafii olarak oturumlara katılıp savunma yapması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38 ve 5271 sayılı CMK’nin 152. maddesine aykırı davranılması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.06.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.