Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/2857 E. 2021/5792 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2857
KARAR NO : 2021/5792
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1-… Apartmanı yöneticisi olan sanığın, bu apartmanda belirli bir ücret karşılığında kapıcılık yapan ve aralarında ödenmesi gereken ücretler konusunda anlaşmazlık bulunan katılan adına ücretinin ödendiğini gösteren suça konu gider pusulalarını düzenlediği ve bu gider pusulalarındaki katılan adına imzaları sahte olarak atmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda; özel belgede sahtecilik suçunun oluşumu için sahte özel belgenin düzenlenmesi ya da gerçek bir özel belgenin değiştirilmesi yeterli olmayıp, suçun tamamlanması veya oluşması için zorunlu kurucu unsur olarak sahte özel belgenin hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılması gerektiği ancak somut olayda suça konu gider belgelerinin sanık tarafından nerede ve ne şekilde kullanıldığının belirlenemediği, sanığın aşamalarda suça konu gider pusulalarında kimsenin yerine imza atmadığını savunması, 14/02/2011 tarihli bilirkişi raporunda katılan adına atfen atılı bulunan imzaların sanığın ve katılanın elinden çıkmadığının ve yine 03/10/2011 tarihli uzmanlık raporunda söz konusu imzanın katılanın elinden çıkmış olmasının kuvvetle mümkün ve muhtemel olarak bildirilmesi, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi’nin 16/01/2012 tarihli raporunda suça konu iki adet gider pusulasında katılan adına atfen atılmış imzaların katılanın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin, aynı dairenin 25/06/2012 tarihli raporunda ise söz konusu imzaların aynı el ürünü olup olmadıklarının tespit edilemediğinin belirtilmesi, bozma ilamı sonrası alınan aynı dairenin 01/10/2015 tarihli raporunda ise suça konu gider pusulalarında katılan adına atılı bulunan imzaların katılanın eli ürünü olduğunun bildirilmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; öncelikle somut olayda suça konu gider pusulalarının nasıl ve ne şekilde kim tarafından kullanıldığının araştırılması ile suçun kullanma unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin kararda tartışılması, Dairemizin 24/03/2015 tarihli, 2014/7803 Esas ve 2015/24138 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere katılanın adı altındaki imzanın aidiyetinin belirlenmesi amacıyla suça konu belgelerin ve dosya içerisindeki emsal imza örnekleri ile gider pusularının İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsüne gönderilerek dosyadaki mevcut raporlarda değerlendirilmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra dosya kapsamındaki diğer raporlar ve deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespiti gerektiği gözetilmeden hangi rapora ve delillere üstünlük tanındığı karar yerinde açıklanmadan eksik araştırma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a)TCK’nin 51/3. maddesine göre, cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresinin alt sınırının hükmolunan ceza miktarından az olamayacağı gözetilmeden ve kısa kararın hüküm fıkrasında “1 yıl” olarak gösterilen bu sürenin gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “2 yıl” olarak gösterilmesi suretiyle çelişki yaratacak şekilde denetim süresinin belirlenmesi,
b)Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluklarının alt soy dışındakiler için uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.