YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2863
KARAR NO : 2019/5947
KARAR TARİHİ : 04.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Başkasına ait kimlik veya kimlik belgelerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, yakalama kararı üzerine savunması alınırken verdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine esas olacak şekilde bu adrese önceden yapılmış geçerli tebligat bulunmadığından yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu; sanığın 04.02.2015 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde verildiği; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, Mahkemenin 11.02.2015 tarihli temyiz ve eski hale getirme taleplerinin reddine dair kararı ile bu karara yönelik itiraz üzerine verilen Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05.03.2015 tarih ve 2015/161 değişik iş sayılı eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1)Sanığın adresinde yapılan aramada farklı gerçek kişiler adına sahte olarak düzenlenmiş sürücü belgesi ve nüfus cüzdanlarının ele geçirildiği olayda; aynı anda ele geçirilen ancak farklı gerçek kişilere ait birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun TCK’nin 43/2-1 maddesi uyarınca zincirleme tek suç oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde ele geçen sürücü belgesi ve nüfus cüzdanları yönünden TCK’nin 204/1. maddesi uyarınca dört kez ayrı ayrı hüküm kurulması,
2)5237 sayılı TCK’nin 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için sanığın öncelikle bir suç işleyip kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerekeceği; hakkında başka bir suç nedeni ile yakalama kararı bulunan sanığın, yakalanmamak maksadıyla başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanmaktan ibaret eyleminin başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturmadığı gözetilmeden, sanık hakkında bu suçtan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
3)Kabule göre de;
a-Sanık hakkında, … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı üzerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle sahtecilik suçuna teşebbüs ettiğinden bahisle kamu davası açıldığı halde, ek savunma hakkı tanınmadan tamamlanmış suçtan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b-Suça konu belgeler, mağdur … adına düzenlenen sürücü belgesi ile mağdurlar … , … ve … adlarına düzenlenen nüfus cüzdanları olmasına rağmen, hüküm fıkrasında mağdurlar adına düzenlenmiş sürücü belgesi olarak yazılması,
c-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.