Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/2937 E. 2020/1287 K. 13.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2937
KARAR NO : 2020/1287
KARAR TARİHİ : 13.02.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Düşme

A) Şikâyetçi … vekilinin temyiz talebinin incelenmesi:
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşiruji bölümü doktoru olan sanığın sahte reçete düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, suça konu reçetelerin adı geçen üniversiteye karşı kullanılması nedeniyle, sanığa yüklenen suçtan doğrudan zarar görmeyen … adına vekilinin kamu davasına katılmasına dair verilen karar hukuki değerden yoksun olup hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, … vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B) Sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesi:
Mahkemenin 11.06.2013 tarih ve 2010/168-2013/162 sayılı mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemi (süre yönünden) reddedilen, ancak lehe bozmadan 1412 sayılı CMUK’nin 325. maddesi uyarınca yararlanan sanığın, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarih ve 2019/218-636 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bozmadan sonra yeni kurulan hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, sanık müdafinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

C)Katılan … vekilinin temyiz talebinin incelenmesi:
Temyiz davasının açılabilmesi için bu konuda bir isteğin bulunması gerekir. Sanıklardan birinin temyiz istemi, diğerinin de istemi yerine geçmez. Kanun yoluna başvuru talebi yoksa verilen karar kesinleşerek, kesin olmanın hukuki sonuçlarını doğurur. Ancak, temyiz etmeyen sanıkların ve temyiz istemi reddedilen sanıkların, hükmü temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılması adalete aykırı olduğundan, yasa koyucu, adli yanılgıları önleme ve adaleti sağlamak için genel kurallardan ayrılmış; temyiz isteminde bulunulmuş gibi inceleme yapılmasında yarar görmüş ve “bozmanın sirayeti” müessesesini kabul etmiştir. Sirayetin söz konusu olduğu durumlarda, bozma ilamı üzerine verilen uyma kararı ile temyiz etmemiş veya temyiz istemi reddedilmiş sanıklar da duruşmaya çağırılarak (lehe bozmalarda tebligat yapılarak) haklarında kesin hüküm kaldırılıp yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. 1412 sayılı CMUK’nin halen yürürlükte olan 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.
Sirayet müessesesinin yukarıda açıklanan hukuksal niteliği gereğince, bu müessesenin hukuki sonuçlarından yararlandırılan sanık için Mahkemenin 11.06.2013 tarih ve 2010/168-2013/162 sayılı mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra “genel zamanaşımı” için kabul edilen süreler işlemeyeceği dikkate alınarak; 10.04.2018 tarihli celsede uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.