Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/4395 E. 2021/5764 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4395
KARAR NO : 2021/5764
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1-UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada, sanığın benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmiş kesinleşen ve derdest kamu davaları bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 22/04/2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu da gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda sanığın fiillerinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, UYAP üzerinden sanığın kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ile halen derdest olduğu belirlenen benzer nitelikteki tüm diğer davaları getirtilip, her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme biçimde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu, iddianameden sonraki eylemlerin ise ayrı suçları oluşturacağı, resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında kesinleşen hükümler bulunduğu göz önünde tutularak, sonradan sübutu kabul edilen eylemler nedeniyle zincirleme suça ilişkin hükümler de uygulanarak tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerekeceği dikkate alınarak, kesinleşen ve yargılaması devam eden ilgili dava dosyalarının incelenip, yargılaması devam eden dava dosyasının mümkünse bu dava ile birleştirilmesi, diğer davalar yönünden de, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine konulmasından sonra tüm dosyalar birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hükümler kurulması,

2-Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK’nin 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmemesi yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulamasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/06/2021 tarihinde (1) nolu bozma düşüncesi yönünden eylemlerin zamanaşımına uğradığına dair Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliği ile karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dairemizin 22/06/2021 tarih, 2019/4395 Es, 2021/5764 Kr. sayılı ilamındaki bozma yönündeki (1) nolu çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeple katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ve zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden itibaren bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir.
Somut olayda sanık …’nun inceleme dışı sanıklar … ve … adına farklı zamanlarda birden fazla sahte sürücü belgesi düzenlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı yerel mahkemece de sanığın…’a 23.07.2007 tarihli sürücü belgesini düzenlediği … adına da 30.04.2009 tarihli sürücü belgesini farklı suç işleme kararlarıyla düzenlediğinin kabul edildiği ve ayrı ayrı TCK’nin 204/1 ve 53 maddeleri uyarınca iki kez cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Sayın çoğunluk sanığın UYAP üzerinden kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri ile devam eden kamu davalarının araştırılmasını mümkünse birleştirilmesini, sonucuna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanması düşüncesiyle hükümlerin bozulması görüşündedir.
Oysa zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1. maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.”

Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 maddesine göre; “… zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden… işlemeye başlar.”
Yerel mahkemece sanık …’nun …’a 23.07.2007 tarihli sürücü belgesini düzenlediği, … adına da 30.04.2009 tarihli sürücü belgesini farklı suç işleme kararlarıyla düzenlediği kabul edildiğine göre bağımsızlığını koruyan her bir resmi belgede sahtecilik suçu yönünden TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen olağanüstü zamana aşımının inceleme tarihi itibari ile gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Sanığa atılı sahte resmi belge düzenleme suçları yönünden öngörülen olağan zaman aşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesine göre 8 yıl, olağanüstü zaman aşımı süresi ise TCK’nin 67/4. maddesine göre 12 yıldır.
Buna göre sanığın eylemleri inceleme dışı kalan başka resmi belgede sahtecilik suçları ile zincir oluştursa dahi zinciri oluşturan her bir suç bağımsızlığını korumaktadır.
Çünkü 765 sayılı TCK’nin 80.maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlâl edilmesi, muhtelif zamanlarda vâkı olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” denilerek fiillerin birliği ilkesi benimsenmiş iken, 5237 sayılı TCK’nin 43/1 maddesinde ise “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir.” denilerek cezaların birliği ilkesi benimsenmiştir. Yani zincirleme şekilde işlenen ancak bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması ilkesi kabul edilmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zaman aşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zaman aşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zaman aşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( …., …, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, …. … Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; …, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69)
Dolayısıyla kural olarak dava zaman aşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da zincirlemeye dahil bulunan suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin her bir halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nin 43/1. maddesinde fiillerin çokluğu ve cezanın tekliği ilkesi benimsendiğine göre zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan bir veya birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar zincirlemede dikkate alınmamalı, zincirin diğer halkalarını oluşturan suçlar bakımından zamanaşımının hesaplanması son suç tarihinden itibaren başlatılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında sanığın üzerine atılı 23.07.2007-30.04.2009 tarihli sahte sürücü belgesi düzenleme fiilleri yönünden TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerine göre olağanüstü zamanaşımı gerçekleşmiştir. Bir başka deyişle inceleme tarihi itibariyle olağanüstü zamanaşımı süresi tatbik edildiğinde bu sürenin dışında kalan daha önceki suçların zaman aşımına uğradığının kabulü gerekir.

Dolayısıyla sanığın inceleme dışı olan ancak varlığı UYAP kayıtlarından anlaşılan kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri veya devam eden yargılamaları ilgi tutularak zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının araştırılmasına yönelik sayın çoğunluğun (1) nolu BOZMA görüşüne katılmıyorum.22/06/2021