YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4486
KARAR NO : 2021/3505
KARAR TARİHİ : 08.04.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
1- TCK’nin 204/2. maddesinde yazılı “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçu özgü suçlardan olup, failinin anılan Yasanın 6. maddesinde tanımlandığı şekliyle ‘kamu görevlisi’ niteliğini taşıması ya da özel yasası gereğince kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen bir kimse olması gerekmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 1. maddesi gereği tebligat işlemlerini yapmakla görevli kılınan … Genel Müdürlüğünde 233 ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında istihdam edilen personel, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11/b maddesi uyarınca, “ifa ettikleri görevlerinden doğan suçlardan dolayı” kamu görevlisi sayılmaktadırlar. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 52. maddesi gereğince de “bu kanunun tatbikinde görevli memur ve hizmetliler ile mahalle, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti meclisi azalarının” işledikleri suçlarda kamu görevlisi gibi sayıldıkları kabul edilmiştir.
Bu yasal düzenlemelere paralel olarak 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunun 29. maddesinde de, hizmet aktiyle görev yapan işçiler hariç tutularak … çalışanları ve acentelerinin, …’nin paralarına ve para hükmündeki evrak ve senetlerine ve diğer mevcutlarına karşı işledikleri suçlar ile bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belge ve defterleri üzerinde işledikleri suçlar ve ifa ettikleri görevlerinden doğan suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Kamu görevlisinin tanımının yapıldığı 5237 sayılı TCK’nin 6/1-c maddesinin gerekçesinde ise, kamusal faaliyetin Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesi olduğu, kamusal faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi sayılamayacağı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, katılan … hakkında … 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararın bulunduğu tebligat mazbatasına, posta dağıtıcısı olan sanık … tarafından … adında bir komşu olmamasına rağmen varmış gibi “gösterilen adrese gidildi, adresin kapalı olması dağıtım anında bulunmaması nedeniyle komşusu … soruldu” şeklinde şerh verilerek tebliğ evrakının muhtar olan diğer sanık …’ye teslim edildiği, sanık …’nin de tebliğ evrakını imzalayarak teslim aldığı halde, mahkeme kararına karşı temyiz süresini kaçırdığı için eski hale getirme talebinde bulunan katılan …’nin talebi üzerine ”… adına 2007/448 dosya nolu herhangi bir evrak bulunamamıştır” yazılı 28/04/2010 tarihli belgeyi verdiği olayda; dosya kapsamından sanık …’in …. Şti. ne bağlı firma personeli olup, dağıtım işinde görevlendirildiği, hizmet satın alınması suretiyle kurulan hukuki ilişkiye dayalı olarak iş gördürülen yüklenici firma çalışanları, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında kamu görevlisi sıfatını haiz olmadığından sanık … yönünden atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, diğer sanık …’nin ise görevinin gereklerine aykırı etmek şeklindeki eyleminde sahtecilik kastıyla hareket etmediği, eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmedilmesi,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.