YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4523
KARAR NO : 2023/11135
KARAR TARİHİ : 28.12.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/477 E., 2016/596 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 14.03.2013 tarihli ve 2012/520 Esas, 2013/249 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca 1500 TL adli para cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 19.04.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Sanığın, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2014 tarihli ve 2013/994 Esas, 2014/2 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 15.10.2013 tarihinde işlediği ateşli silah ve mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın 19.02.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
3…. 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili olay yerine intikal eden kolluk kuvvetleri tarafından hastaneye götürüldüğü hakkında adli rapor düzenlenirken adının… olduğunu söylediği, genel adli raporun bu isimle düzenlendiği, kolluk kuvvetlerince sanığın … olduğunun anlaşıldığı, böylece üzerine resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, alkollü olduğunu adını… olarak bildirmediğini beyan etmiştir.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşabilmesi için ise, bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesinin gerekmesi karşısında;
Sanık hakkında kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından işlem yapılacağı, yaralı olan sanığın, adli rapor alınırken adını… olarak beyan ettiği ve genel adli raporun… adına düzenlendiği dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın suç işlediği şüphesi ile yakalandığı sırada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması eyleminin seri muhakeme usulüne tabi 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
a)Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince, hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle tekrar ele alınan dosyada, hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken 3 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
b)5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra yeni suçun işlenmiş olması gerektiği, tekerrüre esas alınan ilama konu mahkumiyetin suç tarihinden sonra kesinleştiği gözetilmeden, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
c)Sanığa isnat edilen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 ve 251 inci maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü’nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2015/477 Esas, 2016/596 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.12.2023 tarihinde karar verildi.