YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4647
KARAR NO : 2020/7338
KARAR TARİHİ : 16.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme, defter ve belge gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
I- Sanık hakkında defter ve belge gizleme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazın …Ağır Ceza Mahkemesi’nce incelenerek 24.02.2020 tarih ve 2020/170 değişik iş sayılı karar ile reddedilerek kesinleştiği anlaşılmakla; dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
II- Sanık hakkında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
1) … Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2012 tarih ve 2012/45147 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında “2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan kamu davası açılmış ise de, dosya içerisindeki … Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı’nın 29.08.2012 tarihli mütalaasının “sahte fatura kullanma” suçuna ilişkin olduğu, sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma eylemlerinin birbirinden bağımsız ve ayrı suçları oluşturduğu ve birbirine dönüşmeyeceği dikkate alınarak; iddianameye konu olan sahte fatura düzenleme suçu yönünden, 213 sayılı VUK’nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorulması, verilmeyeceğinin anlaşılması durumunda davanın düşmesine karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2) Kabule göre de;
a) Her takvim yılı içinde düzenlenen faturaların ayrı suçları oluşturması, ancak aynı takvim yılına ait birden fazla fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği dikkate alınarak, sanık hakkında TCK’nin 43. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura eyleminden dava açılmış olmasına karşın “2008-2012 yılında sahte fatura düzenleme” suçundan hüküm kurulması,
c) Hükümden önce 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz talepleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 16.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.