Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/6327 E. 2023/670 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6327
KARAR NO : 2023/670
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/435 E., 2015/100 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık hakkında kurulan hükümlerin 30.03.2015 tarihinde aynı konutta birlikte yaşayan babasına tebliğ edildiği, sanığın babası ve kardeşleri ile arasının iyi olmadığını,

sıklıkla kendisinin cezaevine girmesini istemeleri nedeniyle şikayet ettiklerini ve tebligattan haberdar etmediklerini bildiren 14.12.2015 tarihli dilekçe ile başvurması üzerine Mahkeme tarafından tebligatın usulüne uygun olması ve temyiz isteminin süresinden sonra olması gerekçesiyle infaz durdurma ve temyiz taleplerinin reddedildiği, itiraz merci tarafından tebligatın geçersiz olması nedeniyle infaz durdurulup ve temyiz isteminin incelenmesi amacıyla dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi üzerine yapılan incelemede sanığın aynı konutta yaşadığı anlaşılan mağdur kardeşi ve soruşturmada dinlenen diğer kardeşi Özden Korucu’nun beyanları karşısında, sanığın iddiasının doğru ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurma ihtimali olabileceği değerlendirilerek Mahkeme tarafından verilen 16.12.2015 tarihli ek kararın kaldırılmasının ve 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği öğrenme üzerine verdiği temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulünün gerekeceği, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2013/435 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi isteği, kararın temyiz edilmesine ilişkin olup herhangi bir sebebe dayanmamaktadır

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu ihbarı üzerine 15.06.2013 tarihinde olay yerine gitmeleri, sanığın elinde bulunan maddeyi yere atması, yakalandıktan sonra kendisini mağdurun kimlik bilgileri ile … olarak tanıtması, kolluk tarafından bu isimle tutanak düzenlenmesi, uyuşturucu kullanma eylemi sebebiyle bu kimlik bilgileri ile ifade vermesi biçimindeki eylemi hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın mağdur adına fotoğraf değişikliği ile düzenlediği sahte nüfus cüzdanını ve sahte kimlik bilgileri ile vermiş olduğu beyanı içeren ifade tutanağını birlikte kaldıkları evde bulan sanığın ikiz kardeşi olan mağdur ve yine sanığın kardeşi olan Özden Korucu’nun 23.06.2013 tarihinde şikayeti ve sahte kimliği kolluk güçlerine teslim etmeleri üzerine hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
3. Alınan kriminal rapora göre nüfus cüzdanın gerçek olduğunun bildirildiği, Mahkeme tarafından yapılan gözlemde de renk tonu, kağıt kalitesi itibariyle belgenin orijinal olduğunun belirtildiği, duruşmada mağdura gösterilen belge üzerindeki fotoğrafın kardeşi olan sanığa ait olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
4. Sanık nüfus cüzdanını üzerindeki fotoğrafın kendisine ait olduğunu ancak kullanmadığını, yere attığı iddia edilen şeyin sigara olduğunu, orada kendi ismini kullandığını, memurlarla tartıştığı için bu şekilde işlem yaptıklarını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
5. 15.06.2013 tarihli tutanağa göre sanığın suça konu nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle kendisini … olarak tanıttığı, 23.06.2013 tarihli olay ve teslim tesellüm tutanağına göre … ve Özden Korucu’nun suça konu nüfus cüzdanını kolluk güçlerine teslim ettikleri anlaşılmıştır.
6. Mağdur beyanının ve soruşturmada dinlenen sanığın diğer kardeşi Özden Korucu’nun beyanlarının oluşa uygun olduğu anlaşılmıştır.
7. Mağdurun beyanı, soruşturmada dinlenen sanığın diğer kardeşi Özden Korucu’nun beyanı, sanığın savunması, kolluk tutanakları, kriminal rapor, Mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli, 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1.5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A.Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2013/435 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2013/435 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2023 tarihinde karar verildi.