YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6529
KARAR NO : 2022/16358
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
…
Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, yüklenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun oluşmasında defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun mükellef sanığa ait olduğu, 213 sayılı VUK’nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl süre ile saklama ve tekrar istendiğinde ibraz edilme zorunluluğu bulunduğu; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 tarih ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu ya da bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK’nin 139. maddesinde yazılı hususlarda usulüne uygun tebligat aranmayacağı dikkate alındığında; somut olayda, 2010 takvim yılına ait defter ve belgelerin vergi incelemesi için istenmesine dair yazının 27.05.2015 tarihinde, annesi imzasına tebliğine rağmen ibraz etmeyen sanığın, ilk olarak savunmasında, defterlerin nerede olduğunu bilmediğini ve defterlerin olduğu yerin soyulduğuna dair tutanak olduğunu beyan ettiği, daha sonra ise, 15.06.2015 ile 13.07.2015 tarihleri arasında yatarak tedavi gördüğüne ilişkin raporu dosyaya ibraz ettiği ancak belirtilen tarihlerin suç tarihinden sonra olduğu anlaşılmakla, 213 sayılı VUK’nin 13. maddesinde belirtilen mücbir sebeplere veya kastı kaldıran diğer nedenlerden birine dayanmadığından, defter ve belgeleri saklama ve ibraz etme zorunluluğunun ortadan kalkmayacağı ve sanığın tüm unsurları itibariyle oluşan “defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmiş ise de;
Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2 maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 18.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.