YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/655
KARAR NO : 2021/5814
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkeme’nin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafinin diğer talepleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1-Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK’nin 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçu olduğu, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre, uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek “tehdit” suçunun uzlaşma kapsamına alındığı, bu nedenle 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında; tehdit suçu yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı da tespit edildikten sonra hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Kabule göre de:
a-5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 11. fıkrası gereğince; hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle tekrar ele alınan dosyada, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken; hapis cezasının TCK’nin 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi,
b-Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet kararı olmadığı gibi, davayı esastan sonuçlandıran bir hüküm de değildir. Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında belirtildiği gibi, bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, CMK’nin 231. maddesinin 10 ve 11. fıkraları uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, kamu davası aynı Yasanın 223. maddesi uyarınca düşürülecek, aksi halde ise açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanacaktır. CMK.nin 325. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde vekalet ücretini de kapsayan yargılama giderlerinin sanığa yükleneceğine ilişkin kural, istisnai bir düzenlemedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, yasa gereği vekalet ücretine hükmedilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değiştikten sonra hükmün açıklanması gerekmişse, bu tarihte yürürlükte bulunan tarifedeki miktardan, ilk kararla verilen miktar mahsup edildikten sonra aradaki farka hükmedilecektir. Aksi halde sanığa, bir davada iki kez vekalet ücreti yüklenmiş olunacaktır.
Somut olayda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, deneme süresi içinde yeniden suç işleyen sanık hakkında 17.03.2015 tarihinde açıklanan hükümde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, 12.10.2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda hükmolunan 1.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği bu nedenle katılan lehine12.10.2012 tarihlli kararda verilen kadar vekalet ücretinin mahsup edilmesi gerektiği de göz önüne alınarak, hükmün açıklandığı 17.03.2015 tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücreti verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c-TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.