YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/833
KARAR NO : 2020/4713
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belge gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
5271 sayılı CMK’nin kanun yollarına başvurma başlıklı 260/1. maddesindeki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan şikayetçi kurumun yokluğunda verilen hükmü, vekilinin 06/01/2020 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği anlaşıldığından, şikayetçi Yalova Defterdarlığı adına vekilinin kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Şikayetçi kurum vekilinin temyiz isteminin katılma talebi ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik olup bu taleplerle sınırlı olarak, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise esasa ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Adli sicil kaydına göre Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/29 Esas ve 2011/184 karar sayılı ilamı ile mahkûm olduğu hapis cezası tekerrüre esas ve ertelemeye engel olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi ve hükmolunan cezanın ertelenmesi esasa yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanık hakkında, 2010 takvim yılına ait defter ve belgelerini usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen yasal süresi içerisinde ibraz etmediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık ve müdafinin savunmalarında, tebligatın yapıldığı tarihte sanığın annesi ile birlikte ikamet etmediğini, MERNİS adresinde ikamet ettiğini, bu nedenle tebligattan haberdar olmadığı için defter ve belgelerini ibraz edemediğini beyan etmesine karşın, sanığın MERNİS adresine çıkartılan tebligatın, muhatabın adresten ayrılması sebebiyle iade edilmesi üzerine, 28/10/2013 tarihinde farklı bir adreste aynı evde birlikte ikamet ettiğini bildiren annesine tebliğ yapıldığının bildirilmesi karşısında, suçun unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; CMK‘nin 45 ve 48. maddeleri uyarınca yasal hakları hatırlatılarak sanığın annesi … ‘nin tanık sıfatıyla bilgisine başvurulması, tebliğ alındısı tanığa gösterilerek üzerindeki imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulması, gerekli görülmesi halinde imza incelemesi yaptırılması, sanığın tebliğ tarihinde annesi ile birlikte ikamet edip etmediği yönünden kolluk araştırması yaptırılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre de;
a)Kovuşturmanın her aşamasında kamu davasına katılma hakkı bulunan şikayetçi kuruma duruşma günü usûlen bildirilip, davaya katılma ve katılma kararı verilmesi halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmesi,
b)“13/11/2013“olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında “28/10/2013“ şeklinde yanlış yazılması,
c)Hükmolunan erteli hapis cezasının uzun süreli olduğu gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası gereğince aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve şikayetçi kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun‘un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.