Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/11529 E. 2022/18848 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11529
KARAR NO : 2022/18848
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanık …, sanık …, sanık … müdafii
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Ret, düşme, onama

Sanık … hakkında Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.02.2011 tarih ve 2011/751 Esas sayılı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan dava açıldığı ancak hüküm kurulmadığı anlaşılmakla mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüş, sanık …’ın isminin hükümde … olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.

Sanık … hakkında verilen temyize konu 04.03.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünün, TCK’nin 67/2-d maddesi gereğince iştirak halinde birlikte suç işledikleri iddia olunan ve haklarında beraat hükmü kurulan diğer sanıklar hakkındaki dava zamanaşımı süresini kestiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki, sanıkların sorgusunun yapıldığı tarihlerden itibaren olağan dava zamanaşımı sürelerinin dolduğu yönündeki 2 nolu görüşe iştirak edilmemiştir.
1)… hakkında verilen mahkumiyet, sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik sanıkların temyizlerinin incelenmesinde;
a) Sanık … yönünden;
Sanığın yokluğunda verilip usulüne uygun olarak 20.04.2015 tarihinde tebliğ olunan hükmün, sanık tarafından 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 04.05.2015 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği anlaşıldığından;
b) Sanık … yönünden;
Gerekçeli kararın sanığa 10.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 15.04.2015 tarihli dilekçesi ile gerekçeli kararın sadece son iki sayfasının kendisine tebliğ edildiğini, 24 sayfa olan kararın tamamının kendisine tebliğ edilmesi gerektiğini beyan ettiği, ancak bu dilekçede kararı temyiz ettiğine ilişkin beyanda bulunmadığı; gerekçeli kararın kendisine ikinci kez 11.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın temyiz dilekçesini 19.06.2015 tarihinde sunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla;
Sanığın yokluğunda verilip usulüne uygun olarak 11.06.2015 tarihinde tebliğ olunan hükmün, sanık tarafından 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 19.06.2015 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği anlaşıldığından; temyiz istemlerinin 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
3) Sanıklar …, …, …, …,…, …, … …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …,…, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının temyizinin incelenmesinde;
1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 126. maddesinde “Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet ve nezafete müteallik sanatlar ifa edenler her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sıhhi rapor almaya mecburlardır” hükmü gözetildiğine, suçu konu portör raporlarının düzenleme tarihinden itibaren üç ay süreyle geçerli olduğu, bu nedenle adlarına sahte portör raporu düzenlenen sanıklar yönünden suç tarihinin raporun düzenlenme tarihinden üç ay sonrası olduğu anlaşılmakla;

Suç tarihlerinin, sanıklar …, …, … ,… ve … yönünden 04.09.2010, sanık … yönünden 06.08.2010, sanıklar … ve … yönünden 08.09.2010, sanıklar …, …, …, … ve … yönünden 02.10.2010, sanık … yönünden 12.07.2010 sanık … yönünden 02.06.2010, sanık … yönünden 22.07.2010, sanık … yönünden 04.06.2010, sanıklar … ve … yönünden 28.09.2010, sanıklar … ve … yönünden 25.09.2010, sanık … yönünden 13.10.2010, sanık … yönünden 15.09.2010, sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden 29.09.2010, sanık … yönünden 09.06.2010 ve sanık … yönünden 26.06.2010 olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
4) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının temyizinin incelenmesinde;
a) 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 126 ve 127. maddeleri uyarınca gıda iş yerlerinde çalışanların bulaşıcı hastalık taşıyıcılığı yönünden her üç ayda bir muayene olma sıhhi rapor alma mecburiyetlerinin bulunduğu, suç tarihlerinde Uşak ilinde farklı bar işletmelerinde çalışan sanıkların bu sorumluluklarını yerine getirmek yerine hakkında mahkumiyet hükmü verilen sanık …’e para vermek veya içki ısmarlatmak şeklinde menfaat sağlayarak sahte portör raporları düzenlettirmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilen kamu davasında, sanıkların çalıştıkları iş kolu nedeniyle, bu raporun doktor muayenesi sonucunda düzenlendiğini bildikleri, savunmalarında da müşterileri olan sanık …’in muayene raporu düzenlediğini duyduklarını ve doktor muayenesi olmadan, çeşitli menfaatler temin etmek suretiyle bu raporları düzenlettiklerini beyan ettikleri anlaşılmakla, sanıkların sübut bulan resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyeleri yerine yanlış ve yetersiz gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
b) Sanık …’in yakalama ile alınan savunmasında, adına sahte kimlik düzenlendiğini, kendisinin hiçbir zaman Uşakta bulunmadığını, bilgisi olmaksızın adına bu kimlikle internet aboneliği alındığını ve hastanelerde muayene olunduğunu, suça konu belge ile ve bu belgenin kullanıldığı işletme ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiş olduğu anlaşılmakla, sanığın savunması doğrultusunda araştırma yapılarak suça konu eylemin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ile hüküm verilmesi yasaya aykırı,

c) Sanık … yönünden;
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 02.04.2022 tarihinde öldüğü belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 09.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.