Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/11536 E. 2021/11135 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11536
KARAR NO : 2021/11135
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olduğu dikkate alındığında; somut olayda, sahte araç muayenesini yapan sanıklar …, …, …, …, … yönünden eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ve araç muayenesinde sahtecilik suçlarında suç tarihinin, sahte araç muayenesi yapan kişi yönünden muayene işleminin yapıldığı tarih, suça konu belgeyi kullananlar (araç sahipleri) yönünden ise; sahte muayene işleminin geçerlilik süresi sona ermeden yakalanılması durumunda yakalanma tarihi, geçerlilik süresinin sona ermesinden sonra yakalanılması durumunda sahte muayene işleminin geçerlilik süresinin sona erdiği tarih olacağı dikkate alındığında; somut olayda, suç tarihlerinin araç sahibi olan sanık … yönünden yakalanma tarihi olan 18.12.2009; araç muayenesini yapan kişiler olan sanık … yönünden en son araç muayenesinin yapıldığı tarih olan 26.01.2009; sanık … yönünden en son araç muayenesinin yapıldığı tarih olan 17.08.2008; sanık … yönünden en son araç muayenesinin yapıldığı tarih olan 24.04.2007; sanık … yönünden 24.12.2008 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
A) Sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ve sanıklar …, … ile … müdafilerinin temyizinin incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen “Resmi Belgede Sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen
olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık … ve sanıklar …, … ile … müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
B) Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … ile sanık … ve müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
1)Sanıkların, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması gereken sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a ait araçların muayene işlemlerinde sahtecilik yaptıklarının iddia ve kabul edildiği somut olayda …’a ait … plakalı aracın trafik ve tescil belgesinin ya da onaylı suretinin dosya arasında ve emanette kayıtlı belgeler arasında bulunmadığı; … Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 10.06.2010 tarihli ekspertiz raporunda da suça konu trafik ve tescil belgesindeki muayene işlemi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında; sanıkların eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ve zincirleme suçlarda suçun işleniş tarihinin zincirleme suçu oluşturan son suçun işlendiği tarih olacağı nazara alındığında; öncelikle suça konu belgenin getirtilerek zamanaşımı hükümleri de dikkate alınarak suç tarihinin belirlenmesi, sonucuna göre gerekirse suça konu belge üzerinde yapılan sahte araç muayenesi ile ilgili rapor aldırıldıktan sonra sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu da gözetilerek suça konu belge duruşmaya getirilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına geçirilerek aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve denetime esas olmak üzere belge aslının dosya içerisinde bulundurulmasından sonra tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
2) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olduğu dikkate alındığında; somut olayda, sahte araç muayenesini yapan sanıklar … ve …’in eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, her belge yönünden ayrı ayrı mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
C) Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesine gelince;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.11.2014 tarihli, 2013/830 Esas ve 2014/502 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; CMK’nin 231/11. maddesine göre hükmün açıklanmasına dair kararda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, CMK’nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme karalarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekirken; somut olayda sanığın sabit kabul edilen fiilinin ne olduğu belirtilip buna dayanak olan deliller gösterilip tartışılmadan gerekçesiz hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık …, sanık … ve müdafisi ile sanık … müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin sanık … yönünden diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 30.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.