YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14183
KARAR NO : 2024/773
KARAR TARİHİ : 23.01.2024
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/412 E., 2018/221 K.
SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılığı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2009 tarihli ve 2009/1458 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma ve dolandırıcılık suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 156 ve 157 nci maddelerinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli ve 2009/808 Esas, 2011/166 Karar sayılı kararı ile eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunun düzenlendiği 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine temas edip etmediğinin tespiti için üst dereceli ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir .
3. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.05.2012 tarihli ve 2011/184 Esas, 2012/173 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında her iki suçtan da oy çokluğuyla beraat kararları verilmiştir.
4. Anılan kararların Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 10.03.2016 tarihli ve 2015/6011 Esas, 2016/2744 Karar sayılı ilamıyla suça konu senetteki yazıların sanığın veya katılanın eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinde düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmeden eksik inceleme ile beraat kararları verildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2016 tarihli ve 2016/129 Esas, 2016/405 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eylemin kül halinde 5237 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesinde düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiştir.
6. Anılan kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 26.09.2017 tarihli ve 2017/14509 Esas, 2017/18901 Karar sayılı ilamıyla sanığın eyleminin kül halinde şirket yetkilisinin dolandırıcılığı suçunu oluşturduğu ve bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2017/412 Esas, 2018/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 100.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi; sanığın katılanı defalarca dolandırdığı dikkate alınarak hakkında temel ceza belirlenirken teşdit miktarının artırılması ve lehe olan hükümlerin tatbik edilmemesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyizi; sırf katılanın çelişkili beyanlarına dayanılarak kurulan mahkûmiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın … İnşaat…. Şirketinin yetkilisi olduğu ve müteahhitlik yaptığı, yurtdışından yatırım yapmak için gelen 1941 doğumlu katılanla 08.02.2007 tarihinde inşaatından 72 m² lik dükkânın satışı konusunda 145.000,00 TL ye anlaştıkları, katılanın 70.000,00 TL yi peşin verdiği, kalan 75.000,00 TL içinde 25.02.2007, 25.03.2007 ve 25.04.2007 tarihli iki adet 30.000,00 TL ve bir adet 15.000,00 TL tutarlı bonolar verdiği belirlenmiştir.
2. Katılanın sözleşmeyi arkadaşına gösterdiğinde sözleşme metnine dükkân değil üçüncü kattan ev satışı yazıldığını anladığı, sanığın katılanı kâr edeceğinden bahisle ev satışına ikna ettikten sonra tarafların noterlikte üçüncü kattaki dairenin satışı için satış vaadi sözleşmesi yaptıkları, senetlerin bu sözleşmede de yer aldığı, katılanın 30.000,00 ve 15.000,00 TL lik iki adet senedi banka kanalı ile ödeyerek senetleri iade aldığı, son senedi ise elden ödediği belirlenmiştir.
3. Dosya kapsamındaki tanıklar; katılanın sanığa elden bir miktar para verdiği ve sanığın da içeriğini bilmedikleri bir senedi yırtarak attığını beyan etmişlerdir.
4. Sanık bu ödemelerden sonra bir şekilde katılanın imzası bulunan 85.000,00 TL lik senedi katılan aleyhine icra takibinine koymuştur.
5. Sanık bu senedi katılanın borç yenileme şeklinde verdiğini, senetleri ödemediğini, nakit ödediği yazılı olan meblağın da 10.000,00 TL sini almadığını, hepsi birlikte yeni bir senet verdiğini ancak bunları ödemediğini savunmuştur.
6. Katılanın icra takibi nedeniyle de 140.000,00 TL daha ödemek zorunda kaldığı, menfi tespit davası açtığı bu davanın ise ceza davasının sonucunu bekletici mesele yaptığı tespit edilmiştir.
7. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin bozma ilamında; sanığın önce zeminden iş yeri için para almasına rağmen katılana daire satması, suç tarihi itibarıyla dairenin bilirkişi tarafından belirlenen değerinin 85.000,00 TL olması, katılanın sözleşme hükümlerinde belirtildiği şekilde bu paranın 70.000,00 TL’sini peşin ödeyip iki adet bonoyu banka vasıtasıyla bir adet bonoyu ise elden vermesine rağmen tekrar 140.000,00 TL fazladan ödeme yapması hususlarına işaret edilerek sanığın eyleminin şirket yöneticisi olan kişinin dolandırıcılığı suçunu oluşturacağından bahisle bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Mahkemesince bozmaya uyularak sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.