Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/16704 E. 2022/20837 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16704
KARAR NO : 2022/20837
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

A) Sanık hakkında “Remi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde:
Suça konu çek üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, belgenin aldatma niteliğinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Adli sicil kaydına göre tekerrrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
B) Sanık hakkında “Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafisinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2014 tarih ve 2014/1364 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçununa teşebbüs TCK’nin 158/1-f. ve 35. maddelerinin uygulanması istenerek kamu davası açıldığı, iddianamede TCK’nin 158/1-f-son madde ve fıkrası yer almadığı, aynı Kanun’un 35. maddesinin uygulanması istenildiği halde, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereğince 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesinin uygulanmama ve aynı Kanun’un 158/1-f-son madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Yasaya aykırı, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 21.12.2022 tarihinde Üye …’un karşı oyu ile oy çokluğuyla karar verildi.

(K.O.)

KARŞI OY:

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik suçundan TCK’nın 158/1-f ve 204/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılama sonunda, atılı suçlardan sanığın mahkumiyetine hükmedilmiştir. Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21.12.2022 tarih, 2021/16704 E. ve 2021/20837 K. sayılı ilamıyla hükmün resmi belgede sahtecilik yönünden onanmasına, nitelikli dolandırıcılık yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluğun dolandırıcılık yönünden hükmün bozulmasına ilişkin düşüncesine katılıyorum. Görüş ayrılığımız resmi belgede sahtecilik yönünden hükmün onanmasına yönelik olup, bu husustaki karşı oyumuz temyiz merci olan Yargıtayın ilk derece hakiminin yerine geçerek suça konu belge üzerinde maddi inceleme yapıp yapamayacağına ilişkindir.
Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiğinin belirtilmesine rağmen, heyetçe suça konu çek üzerinde inceleme yapılmış, belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu’ değerlendirilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Temyiz mahkemesi olarak Yargıtayın görevi hukuk normlarının doğru uygulanıp uygulanmadığını denetlemektir. Kovuşturma aşamasında delillerin takdir ve değerlendirilme yetkisi yargılama yapan hakime aittir. Temyiz aşamasında ise, kovuşturma evresinde olduğu gibi bir delil inceleme ve araştırma olanağı yoktur. Temyiz merci ancak ilk derece hakimi ya da istinaf mahkemesi tarafından toplanan ve değerlendirilen delillerin hukuka uygunluğunu denetleyebilir.
Somut olayda; suça konu çekte aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini yargılamayı yürüten ilk derece hakimine aittir. Ceza Genel Kurulu kararında da açıkça bu hususu belirtmektedir. Anılan karara aykırı olarak kovuşturma evresinde tartışılıp değerlendirilmeyen suça konu çek üzerince heyetçe inceleme yapılması ilk derece mahkemesinin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisine müdahale teşkil edecektir. Ayrıca, bu şekildeki bir yaklaşımla ilk derece hakimin belge üzerinde yapacağı tespitlere karşı tarafların yeni delil sunma ve savunma hakkı kısıtlanmış olacaktır.
Bu bakımdan; Ceza Genel Kurulunun anılan kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, bu nedenle tebliğnamede ki düşünce doğrultusunda hükmün bozulması gerekirken, sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.