Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18497 E. 2023/1823 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18497
KARAR NO : 2023/1823
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/37 E., 2015/101 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2014 tarihli ve 2014/104 Esas, 2014/223 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 210 uncu maddesinini birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına söz konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verilmiştir.
2. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2014 tarihli ve 2014/104 Esas, 2014/223 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına sanığın itiraz ettiği, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2015 tarihli kararıyla, 22.07.2010 tarihinde kabul edilen 6008 sayılı Kanun’un 7 nci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının sonuna eklenen “Sanığın kabul etmemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” hükmüyle, hükmün açıklanmasını isteyip istemediği hususunun sanığa sorulmasının zorunlu hale getirildiği, somut olayda atılı suçla ilgili hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini isteyip istemediği hususunun sanıktan sorulmadığı gerekçesiyle Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili olarak verdiği 03.12.2014 tarih, 2014/104 Esas ve 2014/223 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2015 tarihli ve 2015/37 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, atılı suçu işlemediğine, savunma hakkının kısıtlandığına ve re’sen gözetilecek hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın oğlu Furkan Akarsu’nun İş Bankası Terme Şubesinde cari kredi sözleşmesi bulunduğu, Furkan Akarsu tarafından sanığa vekaletname verildiği, sanığın da bu vekaletnameye dayanarak bankadaki işlemleri takip ettiği, kredi sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken kredileri tahsil ettiği, verilmesi gereken kredi teminatlarını bankaya verdiği, suça konu keşidecisi … olan 30.01.2012 ödeme tarihli, 31.05.2011 keşide tarihli … adına düzenlenmiş senedi de bu amaçla bankaya kredinin … bırakılması için verildiği, alınan kredinin zamanında ödenmemesi nedeniyle bankanın senette keşideci olarak görünen katılan aleyhine Samsun 5.İcra Dairesinin 2012/6817 Esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, katılanın takipten haberdar olması üzerine Terme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/582 Esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda senet üzerinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Fizik İhtisas Dairesinin yapmış olduğu inceleme sonucu dosyasına ibraz edilen 21.02.2013 tarihli raporda inceleme konusu senet üzerindeki borçlu imzalarının senedin keşidecisi olarak gözüken …’ın eli ürünü olmadığına dair rapor düzenlenmiş olması nedeniyle katılanın suça konu senet ile ilgili Türkiye İş Bankası A.Ş.’ye borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, Terme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/582 Esas ve 2013/200 Karar sayılı ilamının Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/8619 Esas ve 2013/11780 Karar sayılı ilamı ile onandığı, bu karar üzerine katılan banka tarafından sanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve sanık hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, suça konu senedi … isimli kişiden iş yerine giderek aldığını, bu senedi aldığı esnada yanında …’nun da olduğunu savunmuştur.
3. Katılan …, sanığa suça konu senedi vermediğini beyan etmiştir.
4. Tanık …, sanık ile …’ın Terme sanayisinde bulunan iş yerine gittiğini, ancak kendisinin dışarıda kaldığını, bu nedenle sanık …’ya senedi …’ın verip vermediğini görmediğini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında “2013 yılı” olarak gösterilen suç tarihinin, katılan bankanın 05.06.2014 tarihli cevabi yazısına göre sanığın suça konu bonoyu katılan bankaya 03.06.2011 tarihinde sunduğunun anlaşılması nedeniyle, “03.06.2011” olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2015 tarihli ve 2015/37 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararında, sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımı, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamından sanığın, katılan …’ın imzasını taklit ederek veya ettirerek oluşturduğu sahte bonoyu Türkiye İş Bankası’na ibraz etmek suretiyle kullandığının anlaşılması nedeniyle, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2015 tarihli ve 2015/37 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.03.2023 tarihinde karar verildi.