YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2094
KARAR NO : 2023/6907
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/440 E., 2015/651 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çarşamba 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2010 tarihli ve 2009/472 Esas, 2010/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 14.02.2011 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Çarşamba 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2015/440 Esas, 2015/651 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi hâlde lehe hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, şikâyetçiye olan borcunu ödeyemeyeceğini anlaması üzerine babası olan mağdura ait çek koçanından bir çek yaprağını aldığı, üzerini doldurup keşideci imzasını da babasının adına sahte olarak kendisinin attığı, çeki ciro ederek şikâyetçiye verdiği, bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmıştır.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmiştir.
3. Mağdur …’in aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde Çarşamba İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde imzaya itiraz etmesi üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince tanzim olunan 15.06.2009 tarihli raporda çekteki keşideci imzasının …’e ait olup olmadığının anlaşılamadığına dair görüş açıklandığı belirlenmiştir.
4. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 14.02.2011 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği, sanığın beş yıllık denetim süresine tabi olduğu hususu ile denetim süresinin doğurabileceği sonuçlar hakkında ihtar olunduğu ancak sanığın, 29.12.2014 tarihinde, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrasında kalan ve kasten işlenebilen görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği anlaşılmıştır.
5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi olarak 2008 yılı belirtilmiş ise de suç tarihinin 06.10.2008 olduğu anlaşılmıştır.
2. Beraat talebi yönünden; sanığın ikrarı, mağdurların beyanları ve Olay ve Olgular başlığı altında (3) numaralı paragrafta içeriğine yer verilen adli rapor ile tüm dosya kapsamı karşısında sanığın, babasına ait çek yaprağına, keşideci sıfatıyla babası adına imza atmak ve çeki ciro ederek mağdur …’a vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunun kanuni unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Lehe hükümler yönünden; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak sanığın tabi tutulduğu beş yıllık denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediği, Mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin 11 inci fıkrasının birinci cümlesinde yer verilen; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” şeklindeki hüküm gereği hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği belirlendiğinden, sanığın lehe hükümlerin uygulanmasına dair talebine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş olup hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çarşamba 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2015/440 Esas, 2015/651 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.