YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21868
KARAR NO : 2023/9644
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/129 E., 2015/384 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak
kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Kısmî onama, kısmî düzeltilerek onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
…5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 Tarihli ve 2015/129 Esas, 2015/384 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında;
A. Katılan …’a Yönelik
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
B. Katılan …’ya Yönelik
1. Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; suç unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, borçlu imzaları katılanlara ait olmayan 3.250,00 TL ve 7.000 USD bedelli bonolar ile 29.09.2014 tarihinde katılanlar aleyhine …2. İcra Müdürlüğün 2014/9543 ve 2014/9530 sayılı dosyaları ile ayrı ayrı icra takipleri yapmak suretiyle hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Sanık, katılanlara kömür satışı karşılığında bonoları aldığını, bonolardaki tanzim yazılarını katılanların doldurduğunu, borçlu imzalarını huzurlarında attıklarını, borç ödenmeyince icra takibi başlattığını, katılan … ile tanık R.U. aracılığıyla tanıştığını, suçsuz olduğunu savunmuştur.
3. Katılan …, sanığı tanımadığını ve ticaretlerinin olmadığını, bonodaki imzaların kendisine ait olmadığını, tanık R.U.’yu tanıdığını, ancak sanığın iddia ettiği gibi onun aracılığıyla sanıktan kömür almadığını beyan etmiştir.
4. Katılan …, sanığı tanımadığını, böyle bir borcunun olmadığını, bonodaki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını, ödeme emri gelmediğinden maaş haczinden sonra durumdan haberinin olduğunu, zararının giderilmediğini beyan etmiştir, sanığın katılan …’ün şikayetten vazgeçtiğine, imzanın…e ait olduğuna dair 09.11.2016 tarihli dilekçe sunduğu görülmüştür.
5. Tanık R.U., sanık ve katılan …’ı tanıdığını, ancak taraflar arasında kömür veya odun alış verişi yapıldığına, bu konuda bir senet düzenlendiğine dair bilgisinin olmadığını, sanığın iddialarının doğru olmadığını beyan etmiştir.
6. Sanığın, …2. İcra dairesinin 2014/9543 Esas sayılı takip dosyası ile katılan … aleyhine 29.09.2014 tarihinde, 16.07.2009 tanzim tarihli 15.12.2010 vade tarihli 3,250 TL miktarlı bonoya dayalı ilamsız takibe başlandığı, takibe itiraz edilmediğinden kesinleştiği, şikayetçinin mal varlığına ve maaşına haciz konulduğu, maaşından tahsilatların devam ettiği anlaşılmıştır.
7. Sanığın, …2. İcra Dairesinin 2014/9530 Esas sayılı takip dosyası ile katılan … aleyhine 29.09.2014 tarihinde, 20.12.2011 tanzim 20.05.2012 vade tarihli 7.000 USD bedelli bonoya dayalı ilamsız takibe başlandığı, katılan vekilinin …4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1199 Esas, 2015/542 Karar sayılı dosyasıyla imzaya ve borca itiraz ve takibin iptali davası sonucunda davacının davasının kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 27.10.2015 tarih ve 2015/19660-2015/26192 E.K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek 04.12.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
8. Uzmanlık raporuna göre, 3.250,00 TL bedelli bonodaki borçlu imzasının katılan …’e ve sanığa ait olmadığının, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporuna göre de, 7000 USD bedelli bonodaki borçlu imzaları ile katılan … imzalarının biçimsel benzerlikler görülmekle birlikte, bonodaki imzaların basit tersimli, taklidi kolay imzalar olması nedeniyle daha ileri bir tespite gidilemediği belirtilmiştir.
9. Mahkemece, suça konu bonoların duruşmada incelenerek unsurlarının tam ve aldatma niteliğinin bulunduğuna dair gözlem yapıldığı anlaşılmıştır.
10. Mahkemece, iddia, savunma, icra dosyaları, uzmanlık ve Adli Tıp raporu ve tüm dosya kapsamına göre eylemlerin sübut bulduğu kabul edilerek sanığın atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Suç tarihinin icra takibinin yapıldığı 29.09.2014 tarihi olması gerekirken karar başlığında 24.01.2014 olarak hatalı gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
2.Sanığın adli sicil kaydındaki tekerrüre esas alınan ilamın 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği, suç tarihinin de 29.09.2014 olduğu dikkate alındığında, Tebliğnamedeki tekerrürün uygulanmasına ilişkin düzelterek onama görüşüne iştirak edilmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda sanığın suça konu bonolarla aynı tarihte ve aynı icra dairesinin farklı esas sayılı dosyaları ile katılanlar aleyhine icra takipleri başlattığı anlaşıldığından, eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge sayısının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden her mağdur yönünden ayrı ayrı hükümler kurulmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2.Suç tarihinin icra takibinin yapıldığı 29.09.2014 tarihi olması gerekirken karar başlığında 24.01.2014 olarak hatalı gösterilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle …5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2015/129 Esas, 2015/384 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenlerle …5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2015/129 Esas, 2015/384 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.