Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/22526 E. 2023/5942 K. 07.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22526
KARAR NO : 2023/5942
KARAR TARİHİ : 07.09.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/370 E., 2015/1034 K.
SUÇLAR :Özel belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan … vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Samsun 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2015 tarihli ve 2015/370 Esas, 2015/1034 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Katılan …’e yönelik eylemi nedeniyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 120 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Katılanlar …, … ile suçtan zarar gören …’a yönelik eylemleri nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Suçtan zarar gören …’a yönelik eylemi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekilinin temyiz isteği; eksik ceza tayinine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; özel belgede sahtecilik suçu yönünden suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden; sanığın katılan …’den alacaklı olup olmadığı hususunun araştırılmamış olmasına, katılanın zararının karşılanmak istenmesine rağmen bu imkanın tanınmadığına, takdiri indirim maddesinin ve lehe olan hükümlerin uygulanmamış olmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nın, suç tarihi itibari ile katılan …’e ait “Tiryaki Çay Kazanları” isimli iş yerinde satış elemanı olarak görev yaptığı, bu kapsamda şirket müşterileri ile temas kurup çay kazanı pazarlayıp, tahsil ettiği parayı şirkete teslim etmek şeklinde çalışmasını sürdürdüğü, ancak şirket müşterileri olan bir kısım katılan ve müştekilerden çay kazanı satıp tahsil ettiği parayı şirkete teslim etmeyerek uhdesinde tuttuğu, daha sonra bu durumun ortaya çıkmasını engellemek amacıyla suçtan zarar gören … adına 1 adet, suçtan zarar gören … adına 10 adet, katılan … adına 7 adet, katılan … adına 8 adet ve müşteki … adına 7 adet lehtar adı bulunmayan sahte senet düzenleyerek iş yerine teslim ettiği, bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davasının açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, suçunu ikrar etmiştir.
3. Katılan …, zarar miktarının 15.000,00 TL olduğunu, zararının karşılanmadığını ve sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
4. Katılan … tarafından dosyaya sunulan 5 kişi adına düzenlenmiş 35 adet senedin adli emanete alındığı, senetlerin aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda mahkeme gözleminin tutanağa geçirilmemiş olduğu tespit edilmiştir.
5. Mahkemece, sanığın katılan ve işveren durumundaki … aleyhine aynı suç işleme iradesi kapsamında olmak üzere farklı tarihlerde zincirleme olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yanısıra müşteri durumundaki mağdurlar …, Orhan ve katılanlar … ve Mehmet Ali’ye yönelik olarak aynı suç işleme iradesi kapsamında olmak üzere farklı tarihlerde zincirleme olarak özel belge niteliğindeki suça konu bonoları onlar adına taklit borçlu imzası atmak suretiyle oluşturduğu benzer şekilde suçtan zarar gören mağdur … aleyhine de bir adet taklit borçlu imzası atmak suretiyle bono oluşturarak bunları alacak tahsilatı diyerek katılan …’e teslim etmek suretiyle kullanarak özel belgede sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden

1.Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu ve suça konu senet asıllarının aldatma niteliği yönünden bir değerlendirme yapılmadığı da göz önüne alınarak, suça konu senet asılları duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge asıllarının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, belgenin aldatıcılık niteliği hususunda gözlem yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2.Kabule göre de;
a.)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesindeki zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın artırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında, somut olayda, sanığın suçunu zincirleme şekilde işlediğinin kabul edilmesine rağmen suçtan zarar gören … adına 1 adet sahte senet düzenlediği gerekçesi ile eylemlerin bölünerek ayrı ayrı özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmak suretiyle çelişkiye düşülmüş olması ve sanığın suça konu senetleri çalıştığı şirkete aynı anda mı farklı tarihlerde mi verildiğinin anlaşılamaması karşısında, suça konu senetlerin çalıştığı şirkete aynı anda mı yoksa farklı tarihlerde mi verildiği hususunda katılan … ile sanığın beyanlarının alınması, senetlerin aynı anda verildiğinin tespiti halinde, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı ancak sahte belge sayısı ve kastın yoğunluğu dikkate alınıp aynı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği de gözetilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile ayrı suç işleme kararına ilişkin gerekçede gösterilmeksizin biri zincirleme biçimde olmak üzere iki ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması,
b.)5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığa isnat edilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun sübut ve nitelendirilmesine ilişkin olarak, Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir, ancak; 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan …’e karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen özel belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Samsun 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2015 tarihli ve 2015/370 Esas, 2015/1034 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.09.2023 tarihinde karar verildi.